15 Aralık 2013 Pazar

KIZ ARKADAŞLAR

yıllar geçtikçe, çocuk olsa da ya da olmadıkça, kocalardan
boşandıkça , sevgililerin biri gidip diğeri geldikçe, 
Zaman geçiyor..
Hayat akıyor..
Mesafe ayırıyor..
Ask büyüyor.. Sonra azalıyor..
Kalpler kırılıyor..
kocalar evde bir yerde duruyor..
Veya evlilikler mahkemede son buluyor..
sevgililer değişip duruyor..
Erkekler arayacaklarını söyleyip, aramıyor..
İsler geliyor ve gidiyor..
Ebeveynler ölüp gidiyor..
Komsular değişiyor..
Ama kız arkadaşlar hep oradalar...
Siz onları bırakmadığınız sürece..
Geçen yıllar ve arada kaç km. mesafe olduğu hiç önemli değil..
Bir kız arkadaş, hiçbir zaman ona ihtiyaç duyduğumuzdan
daha uzak değil..


alıntıdır.

13 Aralık 2013 Cuma

BİR GÜN MUTLAKA ÖLECEKSİN



Çok sevdiğim yazarın bir paragrafı görebileceğimiz bir yere yapıştırmak lazım:

Bir gün mutlaka öleceksin! Bugün sana akıl verenler o gün mezarına gelecek ve üstüne acele acele toprak serpecek. 'Çok iyi bir insandı o!' diyecek ve seni ıssızda yalnız bırakıp geri dönecek... Kimse girmeyecek seninle mezara ve hiç kimse senin için bürünmeyecek sonsuz yasa. Sadece sen tutacaksın kendi yasını ki ölenlerin yüzlerce yıllık devam eden matem sessizliği de bundandır zaten. Sen de susacaksın bir gün kendin için ve şaka değil senden başka herkes işine geri dönecek ertesi sabah. Öyleyse tekrar düşün: Seni senden daha çok kim sevebilir, ölmeden cevap bul buna?! Nedir bu kaygılarının sebebi? "O ne der, bu ne der?.." bundan sana ne Allah aşkına?

ERDAL DEMİRKIRAN

10 Aralık 2013 Salı

KİLO VERİRKEN YANAKLARDAN GİTSİN,ALIRKEN GÖBEKTEN; ADALETSİZ DÜNYA


Göbek almış başını gidiyor dostlar.Tartı bozulunca baya bir zaman tartılamadım.Ve acı gerçek suratıma şakk diye indi:))Ama adaletsiz bir şey varsa oda kilo verirken yanaklardan vermek,alırken göbekden almak.Gerçi kırksekiz kiloykende göbeğim vardı.Genler diyorum başka bir şey diyemiyorum.Kışın zayıflamaya çalışmak hele çalışırken çok zor.Ama inat ettim bu sefer olacak.Bazı denediğim ürünler var onlara bakalım şimdi.

Dokuzlu bitki çayı bu.Bir dönem baya ünlüydü bende aktardan almıştım.İçindekiler:L-karnitin,Barut ağacı,Bilye kekik,Funda,Yeşil çay,Biberiye,Çoban çökerten,mate,cinnema,sinirli ot.Yeni başladım bakalım deneyeceğiz göreceğiz.


Çaykurun bu çayı bence en iyi yeşil çay.Bergamutlu olmasıyla içilebilir hale geliyor.Diyette yaparsak yanında tabi süper olur.



Bu çayda A101 den aldığım bir çay.Bağırsakları güzel çalıştırıyor.

Bunların yanısıra çubuk tarçını kaynatıp soğuduktan sonra  bal karıştırmakda tatlı isteğini kesiyor.Ekmeği tabiki bıraktımki pilavla bile ekmek yiyen bir insanım.Doymam ekmeksiz ben.Ama kışın şartlar ne kadar zor olsada olacak bu sefer.Ayrıca elimden geldiğince zumba yapıyorum videolara bakıp.Azimle diyet yapanlar zayıflar demişler :))
Öyle değildi ama böyle yaptım:))



13 Kasım 2013 Çarşamba

KENDİMLE GURUR DUYUYORUM

Sizin hiç hayalleriniz öldü mü?Benim öldü.Hayatınızda yalnızca bir kere yaşayabileceğiniz bir şey hiç burnunuzdan geldi mi?Yada hayatınızın en güzel anları size zehir oldu mu?Doğum yapmaktan bahsediyorum.
İnsanın en güzel anı bazen ciğerinden çıkmayacağı bir ana dönüşebiliyor.Hemde herkes tarafından.Sanki bir tek sen yalnışsın herkes doğru.Hayatta bazı şeyler var ki bir daha yaşamaya imkan yok.O güzel bebeğin kucağına aldığın an.Onun kokusunu defalarca içine çektiğin an.Defalarca koynunda uyuttuğun an.Şimdi neden oğlumun bebekliğine dair hiçbirşey hatırlamıyorum.Onu sevmiş miydim?Kucağıma almış mıydım?Kokusunu duymuş muydum?İlk defa ne zaman anne demişti?
Şimdi niye hala bebek mağazalarında dolaşıyorum ki?İstemiyorumki başka bebek.Hiçbir şeyden hevesimi alamadığım için mi?Neden bana da çok hassas davranmadılar. Lohusa o demediler mesela.
Dünya üzerime geliyormuş gibi hissettim.İnsan çocuğu küvezde olan bir kadına bir yalnış anlaşılmadan dolayı doğumunu bu hale getirir mi?
Bir sürü şey yaşandı.Seneler geçti evet ama içimde  çok uhde kaldı.

Geçen gün bir bebek mağazasında  oğlumun doğumunda yattığım hastanenin odasındaki şu el temizleme zımpırtısından vardı.Koklayınca ağladım biliyor musunuz?

Zor günler yaşadım tek başına atlatmakda kolay olmadı tabikii.

Artık dediğim şu ben ne kadar güçlüyüm.Ben ne kadar güçlüymüşüm ya.Ben neler yapmışım.Hastalıklı bir çocuğa kendi başıma baktım ve tüm çabalarım da meyvesini veriyor.Oğlumla gurur duyuyorum.Bir dakika önce kendimle.Kendimin önünde saygıyla eğiliyor kendi ellerimden öpüyorum:))Yüreğime sağlık.Kendimle gurur duyuyorum..

10 Kasım 2013 Pazar

6 Kasım 2013 Çarşamba

KUMA MIYIZ?



Nedir bu kaynana sorunları arkadaş.Çevreme bakıyorum on kişiden belki biri anlaşabiliyor.Neden kuma olarak görülüyoruz anlamıyorum ki?Bunun altında yatan nedenlerin biri de bana göre annelerin oğullarına aşırı düşkün olması.Ve genelde kocalarından hayır gelmeyen kadınlar oğullarına sarılıyorlar.Onlardan beklentileri büyük.Bana  yakın otursun her istediğimde gelsin.Gelin köpek olsun gibi.Ama benim kızım kimseye köpek olmasın.O benim evladım gelin el nede olsa.Ben hep duyarım genelde evlenirken şöyle söylenir onlar mutlu olsun da ,herşey onların mutluluğu için.İyi tamam da kardeşim izin vermiyorsun ki bir susmuyorsun ki mutlu olalım.Geline alınan herşey haram zaten çalışsa da çalışmasa da.Eşim bana onun yanında bişey olsa ona  mı alıyorsun diye illa sorar.Yada ben alsam yok muydu senin bundan der.Yada oğlum senin botun var mı der mesela bot aldığımda.Yani sanki biz yabancıyız eşimle.Bizi birbirimize kırdırmaya çalışmak ne demek?Böyle sevmezler saymazlar ama beklentiler hiç bitmez.Bizi aramadı gelmedi şunu dedi ablanı aramamış.Tamam sevmiyorsun eyvallah ama bişi de beklemeyeceksin değil mi?Ne kadar ekmek o kadar köfte.Ben karşı değilim annesiyle tabi ki görüşcez gitcez mecburi de olsa napalım.Bu mecburiyet ne kadar beni delirtsede.Ama kimse bişey beklemesin işte.Ne verdinki ne bekliyorsun.Gerçekten anlamak çok zor.Çoğu evlilik kaynana-gelin çatışmasından yıkılıyor bence.Erkekler de aradaki dengeyi kuramıyorlar.Benim de oğlum var Allah o günleri gösterir mi bilmem.Tek istediğim kimse mecburen bana gelmesin.Herşeyi mecbur olduğun için yapmak işkence.Mecbur olduğun için gülümsemek,saygı göstermek sözde sevmek.Çok kötü.Kimse kimsenin annesi yada kızı-oğlu olamaz o ayrı.Ama daha farklı bakış açılarıyla baksak birbirimize bence kaybetcek bir şeyimiz yok.İşte kırıldığımız yada sevilmediğimizi bildiğimiz zaten farklı bakış açısını zaten yakalayamıyoruz.Bir çoğuda iletişimsizlik.Konuşmamak.Sorunun kimse  onunla konuş.Kızım bana şöyle dedin ben şöyle anladım de.Karşındaki belki bilmiyor bir fırsat ver özür dilemek için.Önyargılardan kurtulmak çok zor.Hayatınızda belki de asla görüşmeyeceğiz hayatınıza sokmak istemeyeceğiniz insanlar aileniz olabiliyor.Sonra diyorsunuz ki ben nerdeyim ya ne işim var bu insanların içinde.Seneler geçtikten sonra;bir düşünüyorsun ki ne kadar yıpratmışlar ne kadar çok senden almışlar.Seçmek zaten baştan mümkün değil.Değiştirmek hiç değil.O yüzden Allah'tan onların kalbine merhamet diliyorum.



GÖRSEL ALINTIDIR

SENDEN ÖNCE BEN


Tatilde almıştım bu kitabı.Yazarın anlatım dili gerçekten çok iyi.Kısa sürede bitirdim.Ama ayy alın kahrolacaksınız ağlamaktan gebereceksiniz diyemeyeceğim.Ben mi çok ruhsuz oldum ne?Duygusal bir kitap evet.Ama ağlamadım.Kitabı beğendim okumanızı tavsiye ederim.

Arka Kapak Yazısı

Birbirlerine aşktan başka verecek hiçbir şeyleri yoktu...

Yaşamın ince detayları Loudan sorulur. Otobüs durağıyla ev arasında kaç adım var? Çalıştığı kafeye gelip gidenler nasıl bir hayat yaşıyor? Parlak yeşil elbisenin altına ne renk külotlu çorap giyilir? Onda bu soruların hepsinin cevabı var. Kolayca mutlu olabildiği küçücük dünyasında bilmediği tek şey hayatın çok daha karmaşık soru ve cevaplarla dolu olduğu...

Geçirdiği motosiklet kazasıyla hayatı altüst olan Will uzun süredir karmaşık sorularla meşgul. Bu hayatta diğer insanları mutlu eden küçük şeyler ona biraz olsun keyif vermiyor. Çevresindeki tüm renkler birden griye dönmüş ve böyle bir umutsuzluk içindeyken yapabileceği tek şeyin hayatını sonlandırmak olduğunu düşünüyor.

Peki, asık suratlı, aksi ve geçimsiz Will, Lounun rengârenk yaşamıyla karşılaşırsa neler olur?

Mucizelere inanmıyorsanız durup bir kez daha düşünün...

5 Kasım 2013 Salı

HIRSIZLAR




Kitap okumayı çok seviyorum.Bu sene yirmi bir kitap bitirdim.Birde sayıyorum evet üst üste koyuyorum bakıyorum.Hoşuma gidiyor.Bazı aldığım çok merak ettiğim kitapları okumaya bile zor kıyıyorum hemen bitecekler diye.Bu kitap sevgisini eşime de bulaştırdım.O da sayemde okuyor hatta birbirimizle yarışıyoruz diyebiliriz.O daha çok tarihi kitaplar ve macera kitapları severken,ben aşk olsun iyi kurgulanmış bir roman olsun bu tarz kitapları seviyorum.Çok büyük değil kitaplığımız henüz.Kitabımız bittikçe oturup hangi kitapları istiyorsak siparişini veriyoruz.İnternet olmasa eminim daha çok okuruz.Televizyon zaten açmıyoruz bile artık.
İzlemek istediğim birşey varsa internetten sonradan izliyorum.
Beni en çok rahatsız eden konu ise kitap hırsızları.Ben artık onlara hırsız diyorum.Çünkü ödünç alınan şey geri verilmiyorsa bu hırsızlıktır.Bende onu paramla alıyorum en nihayetinde.Geri getirmemiş üstüne üstelik başkasına vermiş.Ondan da geri almamış.Bu çok büyük terbiyesizlik bana göre.Hee bu da yetmiyor başka kitabı istiyor.Siz olsanız naparsınız?Böyle bir şey olabilir mi?Nedir bu yüzsüzlük?Kitap olduğu için mi bu böyle?Başka bir eşya olsaydı bu kadar yüzsüzlük yapabilcek miydin?
Diyorum ki bende dişimden tırnağımdan arttırıp alıyorum o güzel kitapları.Ya benim baktığım gibi bakın.Ben bakamam diyorsanız da rica ederim almayın. Mücevherim çalınmış gibi hissediyorum o zaman.

Evlendik veee


İşte çoğumuzun hayatı bu.Sonsuza kadar kredi ,borç fatura ödemek.Allah hepimize ödeme kolaylığı nasip etsin ne diyelim.

4 Kasım 2013 Pazartesi

BİZ KADINLAR HİÇ KİMSENİN MALI YADA EŞYASI DEĞİLİZ





KAYNAK

Barbie Azdırıyor mu?


Ne söylesem bilemiyorum.Barbi müminleri mi azdırıyor?Şu habere bak Allah aşkına bu nedir ya?Sizler nasıl insansınız nasıl müslümansınız ben anlayamadım gitti.Önce insan olunya sonra ne olcaksanız zaten olursunuz.








3 Kasım 2013 Pazar

Sevdin mi Ferhat Gibi Sev


Artık hayatın başka yönlerini görmek ve keşfetmek istiyorum.Bu dünyaya sadece işe gelip gitmek fatura borç ödemeye gelmiş gibi hissediyorum.Akşamları eve gel gene çalış.Hiçbir şey ruhumu tatmin etmiyor nedense.Siz de böyle misiniz?Yani başka arayışlar içine girer misiniz?Bu can sıkıntısı da değil.Hafta sonları evet bir şeyler yaparız ama işte alışveriş merkezine gitmek ,çocuğu eylemek (çok büyük bir iş tabiki)yemek,temizlik.Kırk yılda bir dostlarla bir araya gelmek ki paha biçilemez.Eee başka bir şey yok.Hani bir şey için yararlı olmak birinin hayatına dokunmak çok zor değil diye düşünüyorum.Bu sıralar Erdal Demirkıran okuyorum oda ufkumu genişletti açıkçası.Diyor ki;sevdin mi Mecnun gibi sevip düşme çöle,
                         sevdin mi Ferhat gibi sev hiç olmazsa,
                         git dağ del,su getir köyüne de aşkın bir işe yarasın!

Ne kadar doğru sözler.Boş boş yaşamayı bırakmalıyız.Biraz sorgulamalıyız.Bir bakıyoruz ki seneler geçmiş ne yaptık hiç koskoca hiç.Ve hiçbir şey hatırlamıyoruz.Bizim elimizle ittiğimiz şeyler başkalarının hayatlarında  çok şey değiştirebilir.Hayatta en büyük mutluluk bana göre gece başını yastığa huzurlu ve mutlu bir şekilde koyabilmektir.Bir ekmeğin ,bir sözün,bir gülümsemenin getireceği şeyler hiç de zor şeyler değil.




Görsel alıntıdır.

22 Ekim 2013 Salı

BİR KAHVE



Bazen bir kitap bir kahve bile insanın en büyük lüksü olabiliyor.Hayatın keyif veren anlarından biri.Bir okuma  köşesi yapabilmek en büyük arzum şu zamanlarda.Bir kitaplık ve içine gömülceğim bir koltuk başka bir şeye gerek yok.Hee bir de kahve olursa değmeyin keyfime.





6 Ekim 2013 Pazar

BU SENENİN KİTAPLARI




Bu senenin kitapları bunlar bir kaç tane de başkalarına verdiklerim var.Yaklaşık onbeş olmuştur.Şuan okuduklarımı daha koymadım.Ama yeterli değil bence.Keşke daha fazla okuyabilsem.Öyle güzel ki başka hayatlara girmek başka dünyalardan bakmak dünyaya.


5 Ekim 2013 Cumartesi

SON ZAMANLARDA


Epeydir bloğumdan uzak kalınca bir özet geçmek istedim yaptıklarımı.

Barış için demokrasi için meydanlardaydım.



Bazen alıp başını gitmek gerekir.Kocasız çocuksuz iki gün bir dostuna ziyaret detoks olur insana.


Siz de benim gibi misiniz?Okumayı çok istediğiniz kitapları alınca siz de okumaya kıyamıyor musunuz?Hemen bitiyorlar ya:(


Kadında olsan oğlun olduğu zaman oynamak durumunda kalıyorsun arabalarla.


O hazır paketlerde bile kazandibi yapamıyorum.Bunu keşfettiğim iyi oldu bence:))

6 Ağustos 2013 Salı

GÜNÜN SÜPRİZİ




Eşime yaptığı birşey için çok kırılmıştım.Bugün gelen güllerle gönlümü aldı:)







29 Temmuz 2013 Pazartesi

ÇOK İTİCİSİNİZ FARKINDA MISINIZ?



Anladık birbirinizi çok seviyorsunuz iyiki de birbirinizi buldunuz.Bizimde temennimiz çok mutlu olmanız.
Sizin düğününüze kaç gün kaldı saymak zorunda değiliz ki biz?Sadece siz mi evleniyosunuz kuzum?
Gerdeğe son bir gün de yazın hadi olmadı bari değsin yaptığınıza:)
Facebookta çocuğu olanların nasıl bunalttıklarını şurda yazmıştım.İşte bide evlenecekler var böyle.
Evlenmekle biter mi bitmez tabiki.Aynı evin içinde birbirine feysten sözler,şarkılar hediye etmeler.Çok komik oluyorsunuz farkında değilsiniz.Tabiki feysten eşine güzel şeyler yazarsın doğum gününde olur özel günde olur yada kırk yılda bir olur.Hergün her akşam başbaşasınız çıkın şu feysten yüzyüze konuşun.Tabi engelledim güncellemelerden ama.Çok bunalıyoruz ve çok itici oluyorsunuz bilin istedim.Sevgiler.

28 Temmuz 2013 Pazar

OĞLUM KENDİNE KARDEŞ YAPTI!



Oğlum kendine kağıtlardan kardeş yapmış.Bide öyle güzel ki.Ayakları gözleri her bişeysi var.Oysaki ne güzel kandırmıştım ya araba alırız yada kardeş diye.Arabaya razı olmuştu.Ahh ahh ne yalanlarla büyüttüm ben bu çocuğu:)Tabiki maddi manevi imkanım olmadığından ikinci çocuk meselesi kapandı.Çektiğim sıkıntılardan sonra hiç gücüm kalmadı.Bunun adam olduğu günleri görürüm inşallah




UNUTULAN EVLİLİK YILDÖNÜMÜ



Evleneli on yıl oldu dile kolay.İçi beni dışı sizi yakar :)Tabi kimsenin hatırladığı yok.Beklediğimde hediye falan değil(olsa süper olur).Kuru bir kutlu olsun desin hatırlasın yeter yani.Öyle ekonomik kadınım.Üstelik hediyemi gider kendim alırım ahanda bu evlilik yıldönümü ,doğumgünü hediyem olsun der sıkıntıdan kurtarırım eşimi.Ama yok işte olmuyor gene de.Bende ona  gidip bir gömlek almıştım.Baktım hatırlamadı işe giderken bu notu yapıştırdım kapıya sen misin hatırlamayan?



Akşama da tabi böyle bir süprizle karşılaştım.Geç oldu ama güç olmadı:)

27 Temmuz 2013 Cumartesi

YENİ ALIŞVERİŞLER


Yeni alışverişler yapmak insanı mutlu ediyor.Bakalım yeni neler almışım?
Bu ojeler gerçekten çok iyi.Rımmel bir dakikada kuruyor.Sabahları işe giderken vakit kaybettirmiyor.Watsons ta normalde beş lira.Kampanya var şuan bir alana bir bedava dört lira.
Yıllardır kullandığım 193 nolu pudram.Ambalajı değişmiş sadece.
Buda gratisten aldığım ayaklar için rahatlatıcı.Güzel tavsiye ederim.

Buda yine gratisten tam yaza uygun hafif bir parfüm.

Bu asetonda gratisten.Üstü pompalı akma derdi yok.Çok kullanışlı.Üstelik iyide çıkarıyor.

21 Temmuz 2013 Pazar

YENİ EV HEDİYELERİ


Yeni evime gelen bir kısım hediyelerim.Sehpalarım dostumdan.Görür görmez beğenince zaten ne alacağını bilemeyen dostum bırakmadı ve aldı.Teşekkür ediyorum hediyeleri getiren herkese.











29 Mayıs 2013 Çarşamba

ERKEK DEDİĞİN

Erkek Dediğin, 
Seni Elinin Tersiyle değil Avucunun İçiyle Kavrayacak.
Bileceksin Ki Emin Ellerdeyim,
Başkası Tutamaz Elimi Böyle.
Rahat Olacaksın Yanında,
Çok Konuşmayacak, Beynini Didiklemeyecek.
İnce Olacak; Seni Senin Kadar Düşünecek.

Erkek Dediğin, Sen Onu Merak Ettiğinde
Kendisine Hesap Soruluyor Havalarına Girmeyecek.
Senin İnceliğine Karşı Umursamaz Sözler Sarf Etmeyecek.

Erkek Dediğin, Kadının Sinirini Bozmayacak,
Cinlerini Tepesine Çıkarmayacak, Sanki Sen Onun İçin Varmışsın
Her Ne Zaman İstese Emrine Amadeymişsin, O Ne Yaparsa Yapsın
Her İstediğinde Yanında Elinin Altında Olacakmışsın Tiplerine Girmeyecek.

Erkek Dediğin, Sen Ona Sevgini Hissettirdiğinde,
Sen Ona Kayıtsız Şartsız Asıkmışsın Gibi Havalara Girmeyecek.

Erkek Dediğin, İlgi Gördüğünde İlgiyle,
Sevgi Gördüğünde Sevgiyle Karşılık Verecek.Kaynakwh:

Erkek Dediğin, Sen Onun İçin Kendine Baktığında,
Sırf Ona Daha Güzel Görünmek İçin Giyinip Kuşandığında
Hiçbir Şey Olmamış Gibi Davranmayacak.

Erkek Dediğin, Ruhunu Okşamasını Bilecek.
Romantik Olacak Kimi Gün Habersizce Kucağında
Çiçeklerle Çıkıp Gelecek.
Özel Günleri Unutmayı Marifet Sanmayacak.

Erkek Dediğin, Kayıtsız Olmayacak Senin Bütün Zarafetine Karşı.
Gerçekten Seven Bir Kadın Sevgi Ve İlgi Bekler,
Erkeğine Verdiği Aşkın Karşılığında Küçük Bir Tatlı Söz,
Kısa Bir Mesaj, Bir Çağrı Bile Onu Mutlu Edebilir.

Erkek Dediğin, Bütün Bunları Cebinden Para Harcıyormuş Gibi
Cimrilikle Yapmayacak.

Erkek Dediğin, Ben Aranmayı, Çok Aramayı Sevmem Demeyecek.

Erkek Dediğin, Her Şey Kendi İstediği Gibi Olsun İstemeyecek.
Sadece Kendi Caninin İstemesine Bağlamayacak Her Şeyi.

Erkek Dediğinin, Hissettiğiyle Yaptığı Şey Arasında Uçurum Olmayacak.

Erkek Dediğin, Cesur Olacak Cesur.
Seni Seviyorum Derken Korkmayacak,
Başka Şeylerin Arkasına Gizlenmeyecek.
Seviyorum Deyip Bir Sonraki Perdede Kaçmayacak,
Özlüyorum Diyorsa Gelecek, Kaybetmek İstemiyorum Diyorsa Kaybetmeyecek.

Erkek Dediğin, Aşkına Sahip Çıkacak.
Korkak Olmaz Erkek Dediğin.

Erkek Dediğin, İyi Sevişecek. Koyun Gibi Yatmayacak,
Bir An Önce Su İs Bitse Demeyecek.
Aşksız Yatmayacak Yatağa Ve
Sen Bunu Bileceksin.
Bir Baba Şefkatiyle Seni Alnından Öptüğünde Bileceksin Ki
Sevgisi Geçici Ve Zayıf Değildir.

Erkek Dediğin, Ve Sevgiyle Öptüğünde
Dudaklarından Bileceksin Ki Opusun Tek Sebebi Şehvet Değildir.

Erkek Dediğin, Aldatmayacak. Aldatmak Basitliktir.
Seviyorum Diyorsa Aldatmaz Erkek Dediğin.

Aldatıyorsa Sevmiyor Demektir.

Erkek Dediğin, Yakışıklı Olacak, Çekici Olacak Ama
Bundan Çok Daha Öte Bir Şey...

Erkek Dediğin, Zeki Olacak. Kadının Küçük Yalanlara,
Bahanelere İnanmayacağını, Kendisini Kendi Gibi Tanıdığını Bilecek.
Kadının Zekasını Küçümsemeyecek Kadar Zeki Olacak.Kaynakwh:
Zeki Olacak, Seni Bir Hamur Gibi Karmasını Bilecek, O Hamura Kendisini Katmasınıda.

Erkek Dediğin, Değerlerini Bir Anlık Hevesler Uğruna Satmayacak.
Namussuzluğunu, Ahlaksızlığını Ancak Ve Ancak Seninle Yataktayken
Kullanacak.
Yan Gözle Hatun Kesmeyecek, Üstüne Sevgili Edinmeyecek.

Erkek Dediğin, Önce Sevecek. Kendini Sevmeyen Erkekten
Kimseye Hayır Gelmez.
Bir Bakarsın Ki Yıllar Sonra Bu Adamla
Ne Yatağa Sığıyorsun, Ne Toprağa...
Koluna Girip Gezmesini Bileceksin Gururla Koynuna Alıp Sevişmesini De.

Erkek Dediğin, Babalığını Da Bilecek, Ana-Babaya Hürmet Etmeyi,
Kadir Kıymet Bilmeyi, Vefakarlığı, Fedakarlığı. ..

Erkek Dediğin, Seni Koruyacak,Kuşatacak .
O Nerede Olursa Olsun Seni Koruyacağını Bileceksin.

Pısırık Olmayacak Erkek Dediğin.

Erkek Dediğin, Erkek Olacak Güzelim.
Seni Sadece Sen Olduğun İçin Sevecek.
Parayla Pulla, Kariyerle, Güçle, Kimin Ne Dediğiyle Hareket Etmeyecek.
Hem Sevgilin, Hem Arkadaşın Olacak . . 


CAN YÜCEL

20 Mayıs 2013 Pazartesi

DOKUNANI YAKARIM


Blogcu anne paylaşmış.Bende bir kısmını paylaşıyorum.


Eskiden yine bir göz atardım ama çocuktan sonra (tanıdığım pek çok anne gibi) gazetelerin 3. sayfa haberlerini pas geçmeye başladım. İnsan, başka bir insanı koşulsuz ve sonsuz sevebilme kapasitesini ilk elden deneyimlerken, kalbi bu kadar nefreti kaldırmıyor. Başka annelerin çocuklarının, başka annelerin çocuklarına reva gördükleri şiddeti bilmek istemiyor. Küçük kutulara sığan bunca hayat, bunca ölüm, bunca şiddet, bunca vahşet, bunca tecavüz ağır geliyor. 
Sen yaşı daha küçük üzülmesin diye klasik masalların sonunu değiştirirken “Yok yavrum, Pamuk Prenses’in annesi ölmedi, tatile gitti... Aa kurt babaannesini neden yesin? O dolaba saklandı” diye saçmalarken, çocuğa elinden geldiğince dostluğu, kardeşliği, spor sevgisini aşılamaya çalışırken televizyona bakıp “Volkan, Sabri’yi neden boğuyor?” diye sorunca afallıyorsun... El kadar çocukların gözüne sıkılan biber gazını seninkine sıkılmış gibi hissediyorsun... Onların gözyaşları, seninkinin gözünden akıyor... 
Volkan Sabri’yi neden boğuyor bilmiyorum oğlum. Sabri Volkan’ı neden tırmaladı bilmiyorum. O muzu sallayanın, o şişeyi atanın, o küfrü edenin, o gazı sıkanın ruh halini anlamıyorum. Ama günün birinde biri, “Senin oğlunu bıçakladılar, öldü, Emre Melo’yu tahrik etmiş de” diye karşıma gelirse ona ne yapacağımı çok iyi biliyorum. Yeter be... Sizin erkek egemen kültürünüzden de, futbolunuzdan da, şiddetinizden de, sahte söylemlerinizden de... Siz kimin oğlunu öldürüyorsunuz? Bu böyle bilinsin, artık tarafım... Siz nerede duruyorsanız, tam karşınızdayım... Oğluma dokunanı yakarım...


Banu K.Yelkovan

8 Mayıs 2013 Çarşamba

CADALOZ KADINLAR





Sürekli bağıran yeri geldiğinde okkalı küfür eden kadınlar vardır.Hepimizin çevresinde var bu kadınlardan bence.Sürekli agresif o depresyondan o depresyona giren kadınlar.Çevresinde hep eleştirilen , neden mutsuz yaa diye tepki gösterilen kadınlar.
Hep ezer onlar kocalarını.Hep bağırırlar.Elindekiyle hiç mutlu olmazlar.Oysa ki ne kadar da mutlu bir hayatları vardır.Kocaları her istediklerini yapar etrafında pervane olurlar.Kısıtlamazlar ne güzel özgürdürler.Kocalarının  anneleri bile isyandadır bak görüyomusun oğlumuzu ne kadarda eziyor.Oğlan resmen oyuncak olmuş kadının elinde.
Kadın artık isyandadır kimse farkında değildir.Herşeyi kendi yapmaktan o kadar bıkmıştır ki elinde olmadan agresif olmuştur.Yıllarca hem kadın hem erkek olmanın dayanılmaz sıkıntısı içinde başını  yaslayacak bir omuz bulamamaktadır.Halbuki erkek ne kadar güzel oynuyodur da kimse farkında değildir.İmajını öyle güzel korumaktadır ki çevresi ahh ne güzel koca diye takdir etmektedir.Kadını böyle yapan erkeğin ta kendisidir.Erkek hep alıp hiç vermeyince kadın bitmiştir.Dışarıdan cadaloz olarak görünen kadın neler çekmiştir aslında.Hiç bir şeyle yetinmeyen kadın senelerce adamı adam etmeye uğraşmış seneler sonra farketmiştir aslında herşeyin kendinden gittiğini.Adam gamsız adam boşvermiş.Kadın her detayı düşünmek zorunda.Çocuk gibi onu yaptınmı bunu aldınmı sürekli sorgulamak zorunda.Tabi annesiyle göbek bağını kesememiş olan adamla uğraşmakla kalmamış bu olmadı deyip bide küçükten bi tane yapmıştır:)Doğumdu lohusalıktı depresyondu derken artık hissizleşmiş kadın.Ya sabır diye dua ederken artık sabır verme Allahım diye dualara başlamış.
Eminim herkesin etrafında var böyle kadınlar.Yada onlardan birisiniz.Sadece hiç bir şey göründüğü gibi değildir demek istedim.Kadın erkeği hamur gibi yoğururken aslında o kalıba kendini sokuyor önce.Yada kalıp kendisi oluyor.Maalesef önemli olan malzeme.Malzeme kaliteli değilse ne yaparsanız yapın olmuyor.



görsel

7 Mayıs 2013 Salı

OĞLUM BAKKALA GİTTİ!

Oğlum 4 yaşında.Ekmek bitmiş bakkala gider misin dedim.Giderim dedi mutlulukla.Evet daha küçük.Ama bakkalı camdan görebiliyorum.Babası da evin kapısının önünde bekliyor.İki bakkal var.Biri küçük.Küçük olana gitmesini istiyorum çünkü onu camdan görebiliyorum diğerini göremiyorum.Diğeri her zaman dönüşte uğradığımız bakkal.
Para verdim eline iki ekmek alıcaksın.Cep telefon numaramı yazdım eline verdim.Bir şey olursa korkarsan hemen bunu yakınındaki birine ver annemin telefonu diceksin.
Açtık kapıları.Yolda arasıra araba geçen bir yol.Karşıdan karşıya geçmesini biliyor ama yine de çocuk.Ben camda babası aşağıda.O uzaklaştıkça tansiyonum yükseliyor tabi.İçimde bin pişmanlıklar.Ne yaptım Allahım ben.Camdan bakarken Allah çocuk bakkalı geçti diğer bakkala gidiyor.Eşime dedim koş.Neyse eşim gitti arkasından bu ekmekleri almış telefon numaramı bakkala uzatırken yakalamış eşim:))Allah az daha bakkalla aramı yapcaktı bu çocuk:))
Bir daha gönderdim tabi yakın bakkala. Bak bu bakkala gideceksin dedim.Neyse ikinci denememizi kazasız belasız atlattık.Ama çok mutlu oldu.Kendine güveni geldi.Başarmış olmanın mutluluğunu yaşadı.Tabi benim de yüreğim ağzıma geldi.

BU NE LAN DÜNÜN AYNISI

Şu sıralar tek isteğim uzun bir yolculuk.Sanki bütün kederimi,umutsuzluğumu giderecek gibi.Nereye gittiğiminde önemi yok.Uzun bir otobüs yolculuğu.Cam kenarı olsa güzel olur.Bahar geldi diye mi bu kaçma isteği bilmiyorumki.Bir yerde yok aklımda aslında.Neresi olursa olsun.Biraz hafifleyeceğim sanki.
Belki de insan kendinden kaçmak istiyor.Bazen kendimden bile sıkıldığım oluyor.Aynı şeyleri sürekli anlattığımda dostlarıma mesela ben bile onlardan önce sıkılıyorum.Hep aynı şeyler neden başka şeyler düşünmüyorum yaşamıyorum.Bende bazen bu ne lan dünün aynısı diyorum.Bir yandan patronu gözlerken bir yandan yazı yazıyorum.Çok daraldığımda diyorum ki öleceğim ya ben ölcem.Bak nefes alıyorum bak ne güzel görüyorum.Belki bir saniye sonra olmayacak yada yaşadığım son gün bugün.Keşke hep böyle yaşabilsek.Yani ölümlü gibi.Ama biz sonsuz bir dünyada yaşıyoruz sanki.Kırgınlıklar üzülmeler gururlanmalar.Bir yerde okumuştum bir şeye çok üzüldüğünde şunu sor kendine:Bunun seksen yaşıma geldiğimde bir önemi olcak mı?Yada ölümü düşünmek rahatlatıyor.Daha çok yaşama arzusuyla doluyorum o zaman.İsteğim hayat belki bu değil ama onun içinde gün sayıyorum.Zamanı gelince herşey benim istediğim gibi olacak.O zaman mutlu olur muyum bilmiyorum.Sadece denemek istiyorum.Seksen yaşıma gelince ki geleceğimi pek sanmıyorum kurduğum dostlukların bir önemi olacak.Ailemin bir önemi olacak.Mesela oğlum acaba büyük bir adam olacak mı?Yada en önemlisi mutlu olacak mı? benim ne kadar mutlu olduğumun bir önemi olacak!

18 Nisan 2013 Perşembe

TÜRK VE AVRUPALI ANNELER


Sizce gerçekten böyle mi?Avrupalı anneleri bilemiyoruz ama kendimizi değerlendirebiliriz bence.
İtaatkar ve gelenekçi bireyler yetiştiriyor.
Kendim açısından itaatkar değil ama Türk geleneklerine göre yetiştiriyorum.Gelenekler yalnış oldu belki adaplarına diyelim.Biz nasıl böyle bir ortamda büyüdüysek onlarda aynı bizim gibi olacaklar.Şimdiki neslin gelenek falan takacağını düşünmüyorum.Gelenek derken yobaz olanlardan bahsetmiyoruz tabikide.Türk aile yapısından bahsediyoruz.
Çocuklarının saygın bir iş sahibi olmasını istiyor:
Kim istemez Allahaşkına?Meslek seçimine karışmıyormuş Avrupalı anneler.Bende karışmıcam.Ama saygın bir işi olsun iyi yerlere gelsin isterim.
Çocuğunun gözünün önünde olmasını istiyor.
Bazı anneler aşırı bağımlı çocuğuna.Çocuk doğduktan sonra kendi birey olduğunu kadın olduğunu unutup sadece anne oluyor.Kendi odasında oynasın hangi anne istemez canım?Sürekli beraber olunacak yaşlar var.Artık serbest bırakılacak yaşlar var.
Çocuklar ağlamaya başladığında fikri değişiyor.
Bu konuda hemfikirim.Ben bunu yapmıyorum.Ama genel olarak Türk anneleri fazla taviz veriyorlar.
Ceza yöntemini kullanıyor.
Bazen başvuruyorum.O da gerektiği yerde gerektiği şekilde.
Yeme,içme ve uyku saatlerini esnetiyor.
Yeme ,içme tabiki aksayabilir.Uyku saatleri uzun zamandır aksamıyor allaha şükür.
Çocuklarına kitap okuma alışkanlıkları zayıf.
Şimdi pek çok alternatif var.Ve çocuklara göre harika kitaplar var bu konuda pek katılmıyorum.
Koruma hissi aşırı.
Bu konuda yüzde yüz haklı.Aşırı koruyoruz çocuklarımızı.Hiçbirşeyi kendileri denesin öğrensin istemiyoruz.Böylece kendine güvensiz çocuklar yetiştiriyoruz.Onun yerine herşeyi biz yapıyoruz.






GÖRSEL ALINTIDIR


80 YILINDA ÇOCUK OLMAK

Teknoloji ne kadar ilerledi farkında mısınız?Söze bizim zamanımızda diye başlayacağım da bu bir yaşlanma belirtisiymiş.Radyoların açıldığı yılları televizyon kanalların açıldığı günleri hatırlıyorum.Hatta evimize telefon bağlandığı günü.
80 le çocuğuyduk hiç bir şeyimiz yoktu.Ama mutluyduk.Akşama kadar sokakda bir sürü arkadaşımız vardı.Hayatı bilmiyorduk ama keyfimiz yerindeydi.Yokluk pekde umurumuzda değildi.Hepimiz aynıydık çünkü.
Sonra genç kız olduk.Ev telefonundan babamız duymadan erkek arkadaşımızla konuşmanın yollarını bulduk:)
Gençlik dergileri aldık sevdiğimiz şarkıcılarla ilgili hayaller kurduk.
Herşey değerliydi.Şimdiki zaman gibi herşeyden çok yoktu.Azdı değerliydi.Şimdiki çocuklar çok şanslı gibi görünsede bence biz daha şanslıydık.
Özlüyorum o günleri çok güzel yıllardı.Masum çıkarsız,yalansız ve hiç sorumluluğumuz olmadığı günlerdi.

27 Mart 2013 Çarşamba

DURUMU İYİYE GİDİYOR

Merak eden geçmiş olsun dileklerini ileten herkese teşekkürler.Arkaşımızın durumu iyiye gidiyor.Eşiylede konuştum.Yakında yoğun bakımdan çıkacak.Herkese teşekkürler.Dualarınızı eksik etmeyin.Hepinizden Allah razı olsun.

24 Mart 2013 Pazar

KAZA GEÇİRDİĞİNİ SÖYLEYEMEDİM

Çok sıkıntılı bir cuma günü yaşadım.İş arkadaşlarımdan biri iş kazası geçirdi başka bir şehirde.Ailesine haber vermek bana düştü.
Eşi hamileymiş.Söyleyemedim ki durumu ağır.Personel evraklarına lazım diyerek yalan üstüne yalan söylerek abisinin numarasını aldım.O söylesin ben nasıl alıcam böyle bir sorumluluğu.
Bulduk abisinin numarasını haberi verdik.
Durumu ağır ve doktorlar umutsuz konuşuyor.
Herşeye o kadar değer veriyoruz ki hiç ölmeyecek gibi yaşıyoruz.Hiç ölmeyecek gibi gururluyuz kibirliyiz.Hiç ölmeyecekmiş gibi çok değer veriyoruz eşyalara.O kadar çok borcumuz var ki herşeye.
Hiç bir şeyin kıymetini bilmiyoruz.Sağlıklıysak ve yiyecek ekmeğimiz başımızı sokacak bir evimiz varsa çok şanslıyız  gerisi insanoğlunun bitmek tükenmek bilmeyen egoları.
İnşallah bir an önce sağlığına kavuşur.Allah bebeğini görmeyi nasip eder.

9 Mart 2013 Cumartesi

OYUN BOZAN RALPH



Atari oyununun bina yıkan 'kötü adamı' rolündeki Ralph, hem yıllardır aynı işi yapmaktan sıkılmış hem de oyunun iyi adamı tamirci 'Felix' gölgesinde kalmaktan bıkmıştır. Bu arada da tüm övgüleri Felix toplar. Ralph artık iyi bir kahraman olmak ister ve diğer video oyunları arasında gidip gelmeye başlar. Fakat oyundan oyuna atlarken yol açtığı bir kaza Sugar Rush oyununu tehlike altında bırakan bir düşmanı serbest bırakır. Şimdi kahraman olma fırsatı onda mıdır?

Oğlumu götürdüğüm ilk sinema filmi.Önce gözlükleri takmak istemesede gözlüksüz kötü gözüktüğünün farkına varıp film sonuna kadar taktı.Çok beğendiğim bir animasyon filmi oldu.Oğlumda sinemayı sevdi.Her hafta tutturuyor artık sinemaya gidelim diye:)




ANNE OLDUKTAN SONRA



8 Mart 2013 Cuma

İSTANBUL YEDİN BİZİ



İstanbulda yaşayanlar bilirler zordur burada yaşamak.
Çocukluğunuzdan beri kimseye güvenmememiz öğretilmiştir.Yolda yürürken arkanızı her daim kollamanız gerekir.Karşınızdan gelen bir kişiye karşı her zaman analiz yaparsınız.Üstü başı,duruşu nasıl?Çantanız her zaman güvende olmak zorunda.Gerçi ne kadar güvende olabilir ki?Yanınızda çok kıymetli şeyler taşıyamazsınız.Minibüse bütün para uzatamazsınız.Birgün başıma geldiği gibi son yirmi liranızı uzattığınız kişi kaşla göz arasında minibüsten iniverir.Gece tek başına yürürken korkarsınız.Yolda giderken adres soran kişi başka adresler gösterebilir.Kimseye güvenemezsiniz.Kim daha fakirdir kim daha zengindir bilemezsiniz.
İstanbul da yaşayanlar daha güçlü olmak zorundadır.Başka şehirde yaşayanlardan farklıyız.Yaşıtlarımızın o çocukluğu hep içinde kalırken bizi kurda çevirmiştir bu şehir.Mecburen olmak zorundayız.
Elimizi kolumuzu tutan yok illa burda kal diye.Bazılarımızı mecburiyetler kilitliyor bu şehre.Üç saat trafikte kalınca isyan ediyorsun yeter artık diye.Ama büyük değişimler yapamıyoruz.İstanbul da yaşayacaksan bir kere paran olcak.Her güzelliğine,görselliğine ve bütün eğlencelerine gideceksin.İlk tiyatro oyunu oynancak sen gidiceksin.Bir film ilk defa gösterime girecek sen gidiceksin.Yada bir konser.Bütün semtlerini karış karış bileceksin.Nerde ne yapılır nerde ne yenir ilk önce sen biliceksin.Nasıl olcak o?Parayla tabiki.
İnsanlar artık birbiriyle görüşemez oldular.İşten akşam çıkıyorsun iki-üç saatte evde oluyorsun nasıl görüşeceksin?Kime nasıl vakit ayırıcaksın?Ayırabilirsin ama bazı şeylerden fedakarlık etmen gerekiyor.Oda her zaman olmuyor.
Ben neden İstanbuldayım?On sene daha burdayım çünkü evin borcu var ödenecek.Oğlumunda burda yetişmesini istemiyorum açıkcası.
Tek istediğim böyle güzel bir sahil kasabasında çok şeye ihtiyaç duymadan yaşamak.Nedir yani öde öde bitmiyor bu bedeller?İnsanın ihtiyaçları beslenme barınma giyecek.Biz öyle çok paralar ödüyoruz ki herşey için.Gene de yaşamıyoruz.Çünkü o paraları ödemek için köpek gibi çalışmak zorundayız.Ama bey gibi yaşayamıyoruz.Yine herşeyimiz eksik.Çünkü hayattan bir tat alamıyoruz.Ölmeyecekmiş gibi yaşamaya devam ediyoruz.

GÖRSEL ALINTIDIR.