çocuk etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
çocuk etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

20 Nisan 2014 Pazar

ANNENİN EĞİTMEDİĞİNİ EĞİTMEK ÇOK ZOR



Hepimiz iyi öğretmen iyi okul arayışı içindeyiz.İlk öğretmen çok önemli.Çocuklarımızın eğitim hayatında çok önemli rolü var ilk öğretmenin.Şiddete başvuran öğretmen demeye utandığımız insancıklarda var,gerçekten işini seven ilk başta çocukları seven öğretmenlerde var.
İlk başta biz annelere çok büyük görevler düşüyor tabi.İyi bir öğretmen bulmak kadar iyi bir eğitim vermekte önemli.İlk öğretmenleri bizleriz tabi.Oturup kalkmasını büyüklerle nasıl konuşması gerektiğini,küçüklere nasıl davranması gerektiğini bizler öğretmeliyiz.Her anne bir olmuyor maalesef.Günümüzde çocuk odaklı yaşayan çok aile var.Ne olursa olsun çocuğuna sınır koymayan şımarık bir şekilde yetiştiren her dediğini yapan aileler görüyorum.Şu da gerçek ki;eğitim ilk başta ailede başlıyor.Amacımız eğitimli kaliteli insan yetiştirmek olmalı.




RESİM ALINTI

17 Nisan 2014 Perşembe

İŞTEN AYRILDIM



İşten ayrıldım sonunda.Bir haftadır evde keyif yapıyorum.Keyif dediğim gene bir sürü iş var tabide olsun benim işim sonuçta.İnsan dışarı çıkmadan göremiyor nasıl bir şeyin içinde olduğunu.Şu anda geçen bir seneme baktığımda nasıl katlanmışım nasıl ruhum kabul etmiş böyle bir baskıyı diyorum.
Bazen uzaktan bakmak gerek hayatımıza.Napıyoruz ne hissediyoruz?
Oğlumda çok mutlu tabi.Annesi bırakıyor okula öğlen annesi alıyor.Öğretmen bile bu hafta çok farklı diyor.Çıkışta saatlerce parkta kalıyoruz. Şehir çocukları hep dört duvar arasında.Gelecek kuracağız diye onların çocukluklarından çalıyoruz.Yakında gene iş görüşmeleri başlıyacak.O zamana kadar mutlu huzurlu hayatımdan bir yudum daha almalıyım.

5 Ekim 2013 Cumartesi

SON ZAMANLARDA


Epeydir bloğumdan uzak kalınca bir özet geçmek istedim yaptıklarımı.

Barış için demokrasi için meydanlardaydım.



Bazen alıp başını gitmek gerekir.Kocasız çocuksuz iki gün bir dostuna ziyaret detoks olur insana.


Siz de benim gibi misiniz?Okumayı çok istediğiniz kitapları alınca siz de okumaya kıyamıyor musunuz?Hemen bitiyorlar ya:(


Kadında olsan oğlun olduğu zaman oynamak durumunda kalıyorsun arabalarla.


O hazır paketlerde bile kazandibi yapamıyorum.Bunu keşfettiğim iyi oldu bence:))

29 Temmuz 2013 Pazartesi

ÇOK İTİCİSİNİZ FARKINDA MISINIZ?



Anladık birbirinizi çok seviyorsunuz iyiki de birbirinizi buldunuz.Bizimde temennimiz çok mutlu olmanız.
Sizin düğününüze kaç gün kaldı saymak zorunda değiliz ki biz?Sadece siz mi evleniyosunuz kuzum?
Gerdeğe son bir gün de yazın hadi olmadı bari değsin yaptığınıza:)
Facebookta çocuğu olanların nasıl bunalttıklarını şurda yazmıştım.İşte bide evlenecekler var böyle.
Evlenmekle biter mi bitmez tabiki.Aynı evin içinde birbirine feysten sözler,şarkılar hediye etmeler.Çok komik oluyorsunuz farkında değilsiniz.Tabiki feysten eşine güzel şeyler yazarsın doğum gününde olur özel günde olur yada kırk yılda bir olur.Hergün her akşam başbaşasınız çıkın şu feysten yüzyüze konuşun.Tabi engelledim güncellemelerden ama.Çok bunalıyoruz ve çok itici oluyorsunuz bilin istedim.Sevgiler.

28 Temmuz 2013 Pazar

OĞLUM KENDİNE KARDEŞ YAPTI!



Oğlum kendine kağıtlardan kardeş yapmış.Bide öyle güzel ki.Ayakları gözleri her bişeysi var.Oysaki ne güzel kandırmıştım ya araba alırız yada kardeş diye.Arabaya razı olmuştu.Ahh ahh ne yalanlarla büyüttüm ben bu çocuğu:)Tabiki maddi manevi imkanım olmadığından ikinci çocuk meselesi kapandı.Çektiğim sıkıntılardan sonra hiç gücüm kalmadı.Bunun adam olduğu günleri görürüm inşallah




20 Mayıs 2013 Pazartesi

DOKUNANI YAKARIM


Blogcu anne paylaşmış.Bende bir kısmını paylaşıyorum.


Eskiden yine bir göz atardım ama çocuktan sonra (tanıdığım pek çok anne gibi) gazetelerin 3. sayfa haberlerini pas geçmeye başladım. İnsan, başka bir insanı koşulsuz ve sonsuz sevebilme kapasitesini ilk elden deneyimlerken, kalbi bu kadar nefreti kaldırmıyor. Başka annelerin çocuklarının, başka annelerin çocuklarına reva gördükleri şiddeti bilmek istemiyor. Küçük kutulara sığan bunca hayat, bunca ölüm, bunca şiddet, bunca vahşet, bunca tecavüz ağır geliyor. 
Sen yaşı daha küçük üzülmesin diye klasik masalların sonunu değiştirirken “Yok yavrum, Pamuk Prenses’in annesi ölmedi, tatile gitti... Aa kurt babaannesini neden yesin? O dolaba saklandı” diye saçmalarken, çocuğa elinden geldiğince dostluğu, kardeşliği, spor sevgisini aşılamaya çalışırken televizyona bakıp “Volkan, Sabri’yi neden boğuyor?” diye sorunca afallıyorsun... El kadar çocukların gözüne sıkılan biber gazını seninkine sıkılmış gibi hissediyorsun... Onların gözyaşları, seninkinin gözünden akıyor... 
Volkan Sabri’yi neden boğuyor bilmiyorum oğlum. Sabri Volkan’ı neden tırmaladı bilmiyorum. O muzu sallayanın, o şişeyi atanın, o küfrü edenin, o gazı sıkanın ruh halini anlamıyorum. Ama günün birinde biri, “Senin oğlunu bıçakladılar, öldü, Emre Melo’yu tahrik etmiş de” diye karşıma gelirse ona ne yapacağımı çok iyi biliyorum. Yeter be... Sizin erkek egemen kültürünüzden de, futbolunuzdan da, şiddetinizden de, sahte söylemlerinizden de... Siz kimin oğlunu öldürüyorsunuz? Bu böyle bilinsin, artık tarafım... Siz nerede duruyorsanız, tam karşınızdayım... Oğluma dokunanı yakarım...


Banu K.Yelkovan

7 Mayıs 2013 Salı

OĞLUM BAKKALA GİTTİ!

Oğlum 4 yaşında.Ekmek bitmiş bakkala gider misin dedim.Giderim dedi mutlulukla.Evet daha küçük.Ama bakkalı camdan görebiliyorum.Babası da evin kapısının önünde bekliyor.İki bakkal var.Biri küçük.Küçük olana gitmesini istiyorum çünkü onu camdan görebiliyorum diğerini göremiyorum.Diğeri her zaman dönüşte uğradığımız bakkal.
Para verdim eline iki ekmek alıcaksın.Cep telefon numaramı yazdım eline verdim.Bir şey olursa korkarsan hemen bunu yakınındaki birine ver annemin telefonu diceksin.
Açtık kapıları.Yolda arasıra araba geçen bir yol.Karşıdan karşıya geçmesini biliyor ama yine de çocuk.Ben camda babası aşağıda.O uzaklaştıkça tansiyonum yükseliyor tabi.İçimde bin pişmanlıklar.Ne yaptım Allahım ben.Camdan bakarken Allah çocuk bakkalı geçti diğer bakkala gidiyor.Eşime dedim koş.Neyse eşim gitti arkasından bu ekmekleri almış telefon numaramı bakkala uzatırken yakalamış eşim:))Allah az daha bakkalla aramı yapcaktı bu çocuk:))
Bir daha gönderdim tabi yakın bakkala. Bak bu bakkala gideceksin dedim.Neyse ikinci denememizi kazasız belasız atlattık.Ama çok mutlu oldu.Kendine güveni geldi.Başarmış olmanın mutluluğunu yaşadı.Tabi benim de yüreğim ağzıma geldi.

7 Mart 2013 Perşembe

GÖRMEMİŞİN ÇOCUĞU OLMUŞ

Facebook kullanıyorum.Sağdan soldan gördüğüm hoşuma giden resimleri,sözleri paylaşıyorum.Ama hayatımla ilgili sürekli şurdayım burdayım aman şu oldu bu oldu modunda değilim.
Bir grup varki akıllara zarar.Hamile kaldığı ilk günden yayınlamaya başlayan grup bu.Sizlerinde vardır muhakkak.Buna şöyle örnek verelimki hepsi gerçek maalesef:
Daha hamileliğinde her hastaneye gittiğinde facebooka yazar.Tabi herkes merak eder ne oldu falan bilmem ne.Rutin kontrol hayatım:)
Sonra tabi daha acı gerçek başlar.Doğum.Fotoğraflar paylaşılırki bu çok normal en normali belkide.
Bebekle ne zaman hastaneye gidilse yazılır.
Artık uyumayan gazı olan bebeğin durumunu her gece rapor olarak yazar.
bebeğiyle yer bildirimi yapar.Kızımızla çay keyfindeyiz evde.
Bir grup varmışki oda bebeğin ağzından yazıyormuş kapıdan bacadan ırak.
Ya tamam anlıyorum heyecanlısınız ilk bebeğiniz doğmuş.Güzel fotoğraflarını paylaşın tabiki.Ama bu nedir arkadaş ya?Çocuktan soğutcaksınız bizi.Görmemişin bir çocuğu olmuş misali.
O kadar sıkılıyorum ki sürekli bu şekilde bildirim yaptıkları zaman.Zaten bıraktım takip etmeyi.Bildirimleri gelmiyor en azından.Neden uzun zamandır düşünememişim ki bunu?
Bizde evlendik bizde doğurduk.Aman yok oğlum pırtlattı yok sıçtı diye feysbukda yazmadık.Orda sadece yeni doğum yapan anneler yokki.Yada orası bir grup değilki.İnan kimse senin çocuğunun gazımı var bokumu var merak etmiyor.

4 Mart 2013 Pazartesi

HANIM KÖYLÜ

Toplumumuzda hanım köylü olmak diye bir deyim var. İnternetten araştırmalarıma göre anlamı şöyle:

 eşinin yöresine yerleşip uyum sağlayan (erkek). eşinin ailesine önem veren erkek....

Benim eşimde hanım köylü.Öyle diyor çevredekiler.Çünkü aileme yakın oturuyorum.Evimi onlara yakın yerden almak zorunda kaldım.Çünkü çocuğum var.Kreşden dönüşte anneme geliyor.Ben işden anneme geliyorum çocuğumu alıp evime geçiyorum.Uzak bir yere taşınsam bu çocuğum ve bizim için çok zor olabilirdi.Kayınpeder bile bunu duyunca eşime iç güveysi oldun hee demişti.Ki kendi damadı yan apartmanda oturuyor.Benim garibime giden geçenlerde bir bayan arkadaşımızın da bu tabiri kullanması.Gerçekten bayanlarda mı böyle görüyor?Benim illa aileme yakın olayım diye bir derdim yok keşke herkese uzak olsam.Sonuçta yakınız anneminde bize yardımları oluyor bizimde ona yardımlarımız oluyor.Bu tabir bana çok itici geliyor.Siz ne dersiniz?Siz de mi böyle düşünüyorsunuz?

1 Kasım 2012 Perşembe

Erkek çocuklar neden silah ister?





Silahın oyuncak olması başlı başına bir yalnış.Ben tamamen karşıyım.Elim hiç gitmiyor oyuncak da olsa silah veya şiddet içeren oyuncak almaya.Al oğlum ama kimseyi öldürme mi dicem?
Uzak tutabildiğim kadar uzak tutuyorum şiddetin her türlüsünden.Daha 4 yaşında.Büyüyünce ister istemez olucak zaten her şey.Şiddet içeren çizgi filmler izletmiyorum.O da zaten bu kötü film değiştir anne diyor ki ;Şu sıralar hiç çizgi film izlemiyor.Oyuncak silahı tamamen yasaklayıp ilgisini çekmek de istemiyorum.
Tamamen karşı olduğumu sevgili görümcem duymuş.Ve inatla ilk silahını ben alcam yeğenine demiş.Aşiretiz ya biz!Olmaz dedim.Engelledim vermesini.Bunun kötü bir şey olduğunu anlatmaya çalıştığım insanlar biri hemşire,biri eski ana okulu öğretmeni,biri lise öğretmeni.
Siz nasıl engelliyosunuz şiddeti erkek anneleri?Oyuncak silahlar hakkında ne düşünüyorsunuz?
Biliyorum alsam onunla da oynamıcak atcak bir köşeye durucak. Ama benim içim hiç rahat değil.

17 Ekim 2012 Çarşamba

ERKEK ANNESİ OLMAK


Erkek annesi olmak ne demektir…? Bir kere en başta çocuğunun fiziken sana benzemeyeceği gerçeğini kabullenebilmek demektir. Hayatta bilmediğin bazı şeyleri ona öğretmek, çocukluğunda hiç oynamadığın oyun ve oyuncakları ona öğretmek; birlikte araba sürmek, otoparklar inşa etmek, hatta araba marka ve modellerini onunla öğrenmek demektir. Oğlunun hayatındaki ilk kadınken, büyüdükçe başkalarının da olacağını bilip o günlerin hayallerini kurmak, seni çok sevip örnek alırken ona bazı şeyleri neden senin gibi yapamayacağını anlatabilmektir. Oğlunla yapışık ikiz gibi dolaşmaktır. Eşin için, hayatında bu kadar çok sevebileceğin başka bir erkek yok diye düşünürken, sana aksini ispatlarcasına çıkıp gelen bu küçük prense deliler gibi aşık olmak, sevgini içinde taşıyamayıp durmadan hüngür şakır ağlamak, koklamaya öpmeye doyamamak, dokunmaya kıyamamak demektir. Erkek annesi olmak… İçindeki erkeği keşfetmektir onunla. Bunca yıldır ‘kadın’ken ve daha yeni ‘anne’ olmaya alışırken, bir de ‘erkek’ olmak… ona en iyi dost, en iyi öğretmen, en delikanlı arkadaş, en sert koruma olmak… Erkek annesi olmak… Onunla büyümek onunla güzelleşmektir..Fakat olgunluk, ergenlik, ‘erkeklik’ evresinde sarılıp öpememek, uzaktan sevmektir Erkek annesi olmak ...



7 Ağustos 2012 Salı

ÇOCUKTAN ÖNCE ÇOCUKTAN SONRA


Evlilikleri kurtarmak için çocuk yapar kadınlar.Yada çevre tarafından öyle öğütlenir.Kadında buna uyar.Bak sen bir çocuk yap nasıl herşey değişiyor denilir.Gerçekten değişir.Çocuktan önce sıradan şeyleri bile (örneğin bir yere gidip bir bardak çay içmek)kolaylıkla yaparken,çocuktan sonra bu bir mucize haline gelir.Zor bir çocuğunuz yada bizim gibi hastalıklı bir çocuğunuz varsa bunun üstüne de yardım etcek kimseniz yoksa ilişkiler gitgide zorlaşabiliyor.Mesela oğlum doğduktan sonra çok yakın bir yere gidip bir bardak çay içmek bile bir lüks oldu eşimle.Bunu yapmak için çektiğim eziyet bütün gün çocuğu uyutmamak.O sırada çekilen huysuzlukları tabi saymıyorum.Akşama doğru arabasına koyup yaklaşık yarım saatlik bir yolu yürümek.O sırada uyumasını sağlayıpki uyumadığı zamanlarda burnumuzdan geldiği zamanlarda çok oldu,bir bardak karşılıklı çay içmek.Bu çok mu önemliydi ki?Rahatlamak açısından psikolojik olarak nefes almak açısından önemliydi.O sıralarda ya ben istemesini bilmiyordum yada çevremde ailemden bahsediyordum önemsenmiyordum.Bir saat bakmakta ne var ki bir çocuğa kırk yılda bir oluyorsa bu?Çocuk olunca dengeler değişiyor.İlk günler o ağlıyordu, ben ağlıyordum ben ne yaptım Allahım diye.Tabiki Allah olmayanlara nasip etsin tek duam budur.Evlat acısı vermesin hiç bir anneye.Evliliklerde karı koca ilişkilerinde artı getirmiyor benim fikrim.Bazen eşine sarılmayı unutuyorsun o sıkıntıdan aklına bile gelmiyor.Yolda yürürken bir bakıyorsun artık elele tutuşmuyorsun.Çünkü ikinizinde uğraşması gereken bir canavar var.
Herşey bana bağlı.Yani aslında kadına anneye.Anne mutluysa herkes mutlu.Ben mutlu olursam eşim mutlu oğlum mutlu.Allahtan eşimde bunu savunan bir erkek.Bu dönemde sadece o yardım etti bana.Sadece emzirmedi o kadar.Tabi memur olmasının zamanının daha çok olmasının katkısı büyük.Yapmayan gene yapmıyor anacım.Sürekli nefes almama izin verdi.Hatta öyleki Tarkan konserine bile gitmişliğim var.
Erkek bu sırrı çözerse bence daha kolaylaşıyor.Yada ananeler babaanneler el atarsa kadın depresyona girmiyor.Çok  zor yedi yirmidört uğraşmak.Arada nefes alırsak evlatlarımızlada daha kaliteli vakit geçiririz eşimizede zaman ayırırız.

25 Temmuz 2012 Çarşamba

ADAM GİBİ ADAM YETİŞTİRELİM




Annesinin etkisi altında kalan bir erkekle evli iseni işiniz oldukça zor.Ben maalesef bunlardan biriyim.!10 yılda çok yollar aştım ama etkiler devam ediyor.Kesinlikle terapi görmeli.Biz kadınlar nasıl böyle bencil olabiliyoruz.Duygu sömürüsüyle evladımızı etkiliyoruz.Onun bütün hayatı boyunca düşündüğü tek şey ''ya annem üzülürse''.Bir gün erken dönersek memleketten annem bişi derseki bişi demesi gerekmiyor suratını sallandırsın yeter.Kendiyle ilgili kararları alırken ailesiyle ilgili kararları alırken sadece annesini düşünüyor.Ve annesinin de kararları düşünceleri hayatımızda.Bir olay olduğunda annem  olsaydı duysaydı şöyle derdi böyle yapardı.Övmek amacıyla demiyor karşı çıktığı şeyleride söylüyor.Bazen annesinin bir şey demeyeceği şeyi bile diyecek gibi düşünüp üzülüyor.Daha önceden demiş tabi bişiler o yüzden.Örnek vereyimde daha net olsun;geçtiğimiz kandilde eşim annesini ararken sende konuş dedi.Bende o sırada oğlumla oynuyorum selam söyle dedim.10 yıldır her bayram ,her kandil,her doğumgünü  kısaca her özel günde ararım konuşurum.Bu defa konuşmadım ne var yani.Kadında misafirleri varmış hiç benimle ilgili birşey demedi.Eşim bunu sorun haline getirdi mesela.Yada memlekete gidecektik yoğun kar yağışı var o sabah İstanbulda.İmkan yok dışarı çıkmaya.Gitmeyelim dedim bir de çocuk var yanımızda.Annesi üzülür diye gidicez diyebiliyor.Sonuç olarak gitmedik ama bende gidelim desem dökcek bizi sokaklara.Daha bir sürü olay var böyle.Üç kişi yaşıyoruz bu evliliği.Annesi bir şey yapsada yapmasada aramızda.Yani kadın öyle bir etkilemişki adamı suratını asması yetiyor.
Erkek evladı olan  annelerden rica ediyorum;Lütfen evlatlarınızı ana kuzusu yetiştirmeyin.Duygu sömürüsü yapmayın.Ben çektim başkaları çekmesin.Bazen katlanılmaz oluyor.Evladınızın bütün hayatını etkilemeyin.Sizin fikirlerinizle kararlar vermesin.Gerektiğinde sizin gibi düşünmediğinde masaya  yumruğunu vursun.Size karşı da dik dursun.Ev geçindircek,baba olcak kıymayın yavrularımıza.

23 Temmuz 2012 Pazartesi

ANNE VE BABALAR OKUYUN



Bir gün susmayı öğrendim.. Öyle bir sustum ki, belki sonsuza kadar... susacaktım. Çünkü susmak benim küçücük dünyamda babamla kurduğum iletişim tarzıydı. Babam akşamları eve yorgun dönerdi.Ben bütün gün evde sıkılır, onun gelişini iple çekerdim. Daha o kapıdan girer girmez boynuna atılır onunla oynamak isterdim. Babam sarılır,öper sonrada hadi odana git derdi.Yemek hazır olunca annem çağırır bu defada masada bir araya gelirdik babamla. Onlar annemle konuşurken ben araya girer,sesimi duyuramayıncada bağırırdım. Babam sinirlenir," Bütün gün insanlara kafa patlatmaktan bunaldım, birde sen kafamı ütüleme! " derdi.Annemde " Bütün gün zaten seninle uğraştım, bir çift laftamı konuşturmayacaksın babanla? " diye çıkışır beni odama gönderirdi.

Çaresiz bir şekilde boynumu bükerek odama, yani hapishaneme doğru yol alırdım. Babam arkamdan " Bizim bir odamız bile yoktu. Her şeye sahip hala ne istiyor anlamadım " diye bağırmaya devam ederdi. " Keşke benim de bir odam olmasaydı, keşke bizim evimiz bir odalı olsaydı da hep birlikte otursaydık " derdim içimden, ama yüksek sesle söylemeye cesaret edemezdim...

Yemekten sonra babam kanepeye uzanır, eline kumandayı alır televizyon izlerdi. Beni yanına çağırır biraz severdi. Onun izleyeceği önemli bir şey varsa beni adeta yerimden bile kıpırdatmazdı. Azıcık hareket edip koşup oynamaya çalışsam oda hapsim yeniden başlardı. Bir gün anladım ki susunca babamla daha iyi anlaşıyoruz!!!

Bu defa susarak yapabileceğim oyunlar geliştirmeye başladım. Önce resim yaparak başladım işe. Babam çizdiğim resimleri çok beğeniyor; " Bak böyle uslu uslu oyna işte " diyordu. Babam bazen göz ucuyla bakıyor, resimle ilgili bir şey sorsam afallıyordu. Ama bana kızarak artık beni odama göndermiyordu. " Son günlerde nede akıllandı benim oğlum " diye komşulara anlatıyordu annem halimi. Resimlerim arttıkça ortalık dağılmaya başladı. Annem " Odanı topla " diye odama kapattığında işe nereden başlayacağımı bilemiyordum. Ben bunlarla uğraşırken zaman geçiyor, ama odamı toplamayı beceremiyordum. Annem odama gelip " Bak sana resim yapmayı yasaklayacağım " dedi bir gün. Susuyor olmamı usluluk olarak değerlendiren ailem resim yapmayıda elimden alırsa ben ne yapacaktım? Bu düşüncelerle bir aile tablosu yaptım.

Babam eve gelince uygun zamanı kolladım. Her zaman ki gibi yemekler yendi, odaya geçildi. Babam oturur oturmaz çizdiğim resmi getirdim. Babam baktı. " Hım " dedi. " Çok güzel olmuş. Bu adam benim herhalde " dedi. Ben " Hayır o adam değil, bu çocuk sensin " dedim. O " Hayır bu adam benim, bu çocuk sensin, bu küçük kızda arkadaşın " dedi. Ben yine " Hayır. O büyük adam benim, bu küçük adam sensin, bu küçük kızda annem " dedim. Babam benimle uğraşmaktan vazgeçip; " Peki neden bizi küçük çizdin? " dedi. Heyecanla başladım anlatmaya. " Ben büyüp adam olacağım. İş bulup çalışacağım. Siz yaşlanıp küçüleceksiniz. Beliniz bükülecek, komşumuz Ahmet Amca ile Ayşe Teyze gibi küçücük kalacaksınız. Ben işten geldiğimde yorgun olacağım. Siz benimle konuşmaya çalıştığınızda işyerinde kafam şişmiş olacağından sizi duymayacağım bile. Siz benimle bir şeyler paylaşmak istediğinizde ' Hadi odanıza çekilinde kafa dinleyeyim ' diyeceğim. Ve birde bağıracağım ' Her şeylerini alıyorum. Sıcacık odalarıda var daha ne istiyorlar ' diye.

Annemle babamın gözleri faltaşı gibi açılmıştı. Duyduklarına inanamıyorlardı...Bana sarılıp beni öyle içten bir okşayışları vardı ki sonsuza kadar konuşsam hiç bıkmadan dinleyecekler gibiydi...

Farkında olmalı insan... Kendisinin, hayatın, olayların, gidişatın farkında olmalı..



KAYNAK

19 Temmuz 2012 Perşembe

HERKESİN EVLİLİĞİ SÜPER Mİ?


Evlilik çok zor.Karşındaki kişi bunu kolaylaştırmayıp zorlaştırıyorsa daha da zorlaşıyor.Yük hep kadının omzunda.Sürekli çocuk büyütüyoruz.Evdeki adam yetmiyor büyütmeye adam etmeye bir de kendimiz doğurup baştan büyütelim diyoruz.Böylece evde çocuk sayısı bazen iki bazen üçe çıkabiliyor.Buna birde dışarda çalışmak ekleniyor.Onun dışında onun ailesi senin ailen.Bazen yeter artık diyebiliyosun.


Bana  daha iş stresi eklenmedi.Ama işe girmek üzereyim.Tabiki evde oturmakdan daha iyi olcak.Herkesin evliliğinde sorun var.Ama çok ama az.Herkesin katlanabilcekleri farklı.Erkeklere sorunca içki yok,kumar yok,dayak yok bir kadın daha ne isterki diyebiliyorlar.(örnek eşim).Bu mu yani?Zaten bunlara hiç bir kadın katlanmamalı bence.Hepsinin defosu var.Yada hepimizin.Sorun olduğu zaman çalışmıyorsun ya ondan deyip tüm sorunları es geçmek var birde.Sanki bütün gün bunları düşünüyorsun.Sabahlara kadar konuşuyorsun bir kaç gün sonra gene aynı olunca pes ediyorsun.


Bir daha dünyaya gelsem evlenmezdim herhalde.Bu eşimle alakalı değil sadece.Evlilik kendi başına çok zor.Boşanmayı düşünmeyen kadın var mıdır?Vardır birkaç istisna.Allahaşkına herkesin mi evliliği süper gidiyor?Kimse neden bloglarda bunlardan bahsetmiyor.Yada o blogları ben  mi göremiyorum ki takip ettiğim birçok blog var.İnşallah herkesin çok iyi gitsin herkes çok mutlu olsun tabiki.Ama kötü gidenler nasıl tekrar eski haline çevirdiler.Nasıl farklı baktılar ilişkilerine.Tekrar eski günlere dönmek mümkün mü?


Herşey benim bakış açıma göre değişiyor.Eşimin artıları var tabiki.Onlar olmasa  bu evlilik yürümezdi.Ama eksileri de var.Bazen hiç umursamadan devam edebiliyorum.Bazen sorunlar gözümde devleşiyor.
Herşeyden önce ben bir anneyim.İlk başta oğlumun mutluluğu geliyor tabiki.Oğlum olmasa daha farklı düşünürdüm.
Konuştuğum arkadaşlarım başka şeylerle oyalan düşünme diyorlar.Ben başka şeylerle oyalanmak istemiyorum ki ,istediğim gibi anlaşılmak istiyorum.Daha bir çok şey var istediğim ama bilmiyorum.


Bazen tam tersineyken herşey diğer tersine çevirebilcek gücü hissediyorum kendimde.O gücü bulamadığım zaman ne olcak?


Ben burda hayatımı olduğu gibi yazıyorum.Çünkü tanımadığım insanlar en zor zamanlarımda bana öyle destek oldular ki hepinize çok teşekkür ederim.Bir kişinin bile yorum yapması beni anlaması o kadar değerli ki.Depresyonumu bloğum sayesinde yendim.

17 Temmuz 2012 Salı

ANA OĞUL KAHVALTIDA


Cumartesi akşamı arkadaş arar ve yarın arkadaşımızın doğumgününü bir kahvaltı eşliğinde Maltepe'de kutlayacağız sende gel der.Anne kişisi düşünür düşünür düşünür.Baba şehirdışında gidilecek mekan biraz terste kalmakta.Çocukla tek başıma gidebilir miyim acaba?O anda bir gezme isteği cahil cesareti ağır basmakta aman ne olcak bakayım şu otobüslere denilir.Otobüsle güzergah öğrenilir.Bir minibüs bir otobüsle gidiliyor tamam.Sabah erkenden kalkılır çanta hazırlanır.Evden çıkılır minibüse binilir.O da ne?Telefon evde unutulmuştur.Nasıl haberleşcem ya gelmezlerse ya iptal olursa diye düşünüp,bu sıcakta tekrar inip eve gitmekde yemez devam edilir.Minibüsten inince çocuk kişisi delirmeye başlamış abuk sabuk isteklerde bulunmaya başlamıştır.Anne hemen yanındaki silahını(şeker) çıkarıp sakinleştirmiştir.Otobüse binilip gideceğin yer sorulup tam önünde inilmiştir.Arkadaşlarla buluşulur.Çocuk hiçbirşey yemez ama neyseki huysuzluk yapmaz.Ara sıra hırçınlaşınca baba kişisi özlenir.(Akıllı kadın çocuğa babasını sevdirir).Ormanlık alanda güzel bir gün geçirilir.Anne kişisinin korktuğu gibi olmaz.Aynı yoldan eve dönülür.

27 Mayıs 2012 Pazar

YA OKULA YA PSİKOLOĞA



Oğlum kreşe başladı.2009 doğumlu ve 2011 in eylülünden beri devam ediyor.İlk başta yarım gün başladık.Önceleri çok hevesliydi tabi.Sonra sorunlar başladı.Ağlamalar zırlamalar.Bağıra çağıra götürmeler.Biz okula güvendik.Böyle şeylerin olabileceğini zaten baştan konuşmuştuk.Okul yönetimi yarım günle adapte olamadığını tam güne geçmesi gerektiğini söylediler.4 aydır tam gün gidiyor.Öncelikle oğlum kreşe başlarken  küçük olsa da kendini çok iyi ifade ediyordu.Okul seçimi çok önemli.Neredeyse 10 okul arasından  seçtim diyebilirim.Daha ucuz okullarda vardı.Bakım evi adı altında iğrenç yerlerde vardı.Okulun öğrencisi fazla ve yönetimi çok iyi.Eşiminde gitmesi gerektiği yönündeydi fikri.Ben çok doğru karar vermişim diye düşünüyorum.Şu an üç buçuk yaşında.Vermeseydim yapışık gezerdik şımarık tahammül edilemez bir çocuk olurdu.Ve seneye çok büyük sorun olcaktı okula göndermek.Bebekliğinden beri çekmediğim sıkıntı kalmadığı için anne olduğumu da anlayamadım.Ya ben psikoloğa gidicem dedim yada o kreşe.İkimizinde psikolojisi için en iyisi oldu.


Kreş bize neler kattı;


Temizliğini kendisi yapmayı öğrendi.Ellerini öyle güzel yıkıyorki muslukta açık kalmayacakmış.


 Uçurtma müzesini ve oyuncak müzesini gezdi.İtfaiyeye gitti.Okula her hafta tiyatro geldi.


Kuralları öğrendi.


Ayakkabısını kendisi giyinip çıkarmayı öğrendi.


Öğretmenlerinin de desteği ile bezden kurtulduk.


Kendi başına yemek yemeği öğrendi.


Kendini daha rahat ifade ediyor.Konuşması iyiydi daha iyi oldu.


Daha anlaşılır resimler yapmaya başlayıp kalem tutmayı öğrendi


İngilizce 10 a kadar sayabiliyor.


Rakamları 10 a kadar yazabiliyor.


Bir sürü şarkı öğrendi.


Kendine güvenmeye başladı.

25 Mayıs 2012 Cuma

ANNELER ÇOCUKLARINI HASTA ETMEZLER









Hani böyle bazen soruyorlar ya, "Niye ağlıyor?" ya da "Aç mı?" ya da "Hasta mı ettiniz çocuğu?" falan diye...




Bakınız size annelikle ilgili üç altın kural:


















Anneler çocuklarını AĞLATMAZLAR. Aç BIRAKMAZLAR.Hasta ETMEZLER





Çocuklar: Yorulurlar, AĞLARLAR. Uykuları gelir, AĞLARLAR. Diş çıkarırlar, AĞLARLAR.Tokturlar, YEMEZLER. Diş çıkarırlar, YEMEZLER. Uykusuzdurlar, YEMEZLER.Virüs/bakteri kaparlar, hasta OLURLAR.
Not ediniz bunları... Bir daha "hasta mı ettin çocuğu?" diye soranlara, "niye ağlıyor?" diye merak edenlere, "aç mı bu?" diye yerinde duramayanlara söyleyiniz.
Anneler çocuklarını ağlatmazlar; aç bırakmazlar; hasta etmezler.
Çocuklar kendileri ağlarlar; aç değildirler; hasta olurlar.

Yazan: Blogcu Anne