29 Nisan 2012 Pazar

BEN ZAYIFLAYAMAZSAM ARKADAŞLARIM ŞİŞMANLASIN





20 li yaşların sonlarına kadar 45 ile 49 arasında kalmış 50 olmayı başaramamış bir insan olarak,30 lu yaşlara geldiğimde kilo savaşlarım başladı.Çocukluğum hastalıkla geçmiş, annem ve babamın geceleri ballı sütler getirerek büyütmüş insan evladıyım.Herşey işyerinde yediğim sabah poğaçaları ve nişanlanmamla başladı.Elli beş,elli sekiz derken 62 den tavşan yapmak yerine oğluma hamile kaldım.İlk aylarda yedim de yedim.Artık doktora gidince tartıya çıkmaya korkar olmuştum.Yedinci ayda şeker belasıyla uğraşmak zorunda kaldım.Günde dört defa insülin yapıyordum.Diyetisyene ilk defa gittim.Hamileliğimde yiyip içip yan gelip yatacağımı zannediyordumki diyete başladım.Bir pasta yesem azıcık şeker fırlıyor kalk yürüyüş yap düzene girsin.Vicdan azabı ayrı tabi.Eşime de çok çemkirmişliğim vardır.Tabi erkeksiniz ohh ne rahat yiyin için yatın:)Yirmi üç kiloyla hamileliğim sona erdi.Yani altmış ikiyle başladı seksen üçle bitti.Oğlumda dört kiloya yakın doğdu.Tabi şimdi o çocuk bu mu dersiniz.Geçirdiği rahatsızlıklardan dolayı (bakınız)

Sezeryan olduğu için kilolar hemen gitmedi tabi.Hatta eve geldiğimde seksen iki kiloydum.Kaçak var çocuk dört kilo doğdu neden böyle oldu diye sinir olmuştum.Tabi bir seneyi bulmadı yavaş yavaş gitti kilolar.Artık lohusalık sinirinden mi yoksa yaşadığım sıkıntılardan mı bilinmez(burda).Bazen napalım böyleyim deyip kabullendim kendimi bazen de göbeğime sinir oldum.Hiç bir şey yakıştıramıyorum göbeğim çıkınca.Dedim Allahım ben zayıflayamıyorum arkadaşlarımı şişmanlat:))O da olmadı.Genlerimde de var bu göbek.Elli kilo olsam da gene çıkıyor gene çıkıyor.Altmış dört kilo ile maratona başladım.İki hafta oldu.Bol su,çok yürüyüş.Hamur işi yok.Geç vakit yemek  yok.Eksta olarak krem sürüp göbeğe masaj yapıyorum.İki buçuk kilo verdim.Göbekten 4 cm inceldim.Tek isteğim 38 beden olmak.Bu sefer kararlıyım inşallah olacak.Her şey kararlı olmakla alakalı.Biz kadınlara imkansız olan birşey yok.

27 Nisan 2012 Cuma

100.İZLEYİCİ

Hayat şimdi güzel bloğunun sahibi beni 100.izleyicisi olmam nedeniyle hediyelendirdi. Oğlumu da unutmamış Kendisine çok çok teşekkür ediyorum.




26 Nisan 2012 Perşembe

İÇİMİZ AÇILSIN


Bu görüntüler çamlıca tepesinden.Biraz içimiz açılsın.Kış bitsin, depresyon bitsin, bahar gelsin.




TERLİK YENİLEME 2


Yine bir terlik yenilemeyle karşınızdayım efendim.Attığım ayakkabı ve terliklere acımakta,yaratıcı fikirler düşünmekteyim.Bu terliğide kesip iki bant şekline getirdim.Yalnız kendisi düzgün olmadığından biraz yamuk oldu bantlar.Üstünü saten siyah kurdelayla kapattım.Taşları da yapıştırmadım daha, onlarda başka bir ayakkabıdan.Sade mi kullansam çok mu abiye oldu bilemedim şimdilik böyle.







Maliyeti :1,5 tl

25 Nisan 2012 Çarşamba

TERLİK YENİLEME

 Önce böyleydi hem rahat hem modası geçmişti.eski badimi kesip silikon tabancasıyla yapıştırdım kenarlarını.İlk deneyim olduğu için biraz acemice.Ama olsun daha şık ve kullanılabilir oldu en azından.

23 Nisan 2012 Pazartesi

23 NİSANDA AĞLAYAN ÇOCUK



23 nisanda hep gözlerim dolar benim.İlkokulda içimde kaldı gösteriye katılamamak.Öğretmen toplantı yaptı.Gösteriye katılanların velilerinden kıyafetlerin parasını alcaktı sanırım.Annem gelmediği için katılamadım.Sonra mahalleye gidip heryerde annemi aramıştım.Bulamadım çalışan kadın değildi,duyarsız değildi.Bugün bile bilmiyorum ogün nerde olduğunu.Şimdi 23 nisanda ne zaman çocukların gösterisini izlesem ağlarım.İçindeki çocuğu hiç öldürmeyenler,içinde hep o çocuk kalanlar,içimizde kalıp gözlerimizi yaşartan o masum bayram  23 nisan  kutlu ve mutlu olsun...

21 Nisan 2012 Cumartesi

EŞİM OLMA,KARIM OL




Bakma daha ilkel durduğuna sen, ruhu vardır 
kelimelerin. “Karı-koca” “eş”ten daha çok şey
anlatır. Hatta belki bize unutulmuş bir şeyi söyler. Sahi, biliyor musun? Neden erkeğe “koca”, kadına da “onun karı” demiş eskiler? Eşim değil, karım ol! Kedilerin eşi olur, terliklerin de… İnsanın eşi olmaz. Bir ömür eşlik ediyor diye mi sevgiliye eş denir? Eşlik etmek yeter mi? Fazlasını beklemez mi insan yârinden? Kelimeleri yitirmeseydik anlardık belki, evlenecek erkeğe eskilerin neden ”koca” dediklerini. Çünkü “koca” bilge demektir, yüce demektir. Koca demek, dağ demektir. Ve ne kadar yüce olursa olsun, üstünde kar olmayan dağ eksiktir. Dağların yücesine kar yağar diye kadına da “kocanın karı” demişler. Bakma şimdi evlenenlerin “karı-koca” ilan edildiğine. “Koca ve onun karı” olmalıdır aslında. Yani yüce bir dağ olmalı adam. Kar gibi pak ve masum olmalı kadın. Örtmeli ve bir ömür, süsü olmalı dağın. Çünkü üşür tepesinde kar olmayan dağ, ne kadar yüce olursa olsun, yarım görünür… Eşim olma, karım ol! Bana benzemeye çalışma sakın. Bana benden lazım değil bir tane daha. Ama unutma ki sensiz yarımım. Her zaman söylemem, ama sen anla. Eşim olma, karım ol! Beni tamamla…

alıntı

18 Nisan 2012 Çarşamba

GELİN OLMAK DEMEK





Gelin olmak demek;yeni bir aileye girmek demek.Onların sana kucak açmasını kabullenmesini beklemek demek.


Gelin olmak demek;Ön yargıları göğüslemek demek.


Gelin olmak demek;Kendi karakterinden taviz vermek demek.


Gelin olmak demek;Açık sözlü davranırsan günah keçisi olmak demek.


Gelin olmak demek;Politik davranmayı öğrenmek demek.


Gelin olmak demek;İyi niyetlerinin geri dönüşü fesatlık demek.


Gelin olmak demek;Zorla kötü olmak demek.


Gelin olmak demek;Bayramları sevmediğin ve seni sevmeyen insanlarla geçirmek demek.


Gelin olmak demek;Evladın olduktan sonra senin yüzüne bakılmaması demek.


Gelin olmak demek;Çalışmıyorsan insan yerine konulmamak demek.


Gelin olmak demek:Mutlu anlarının içine edilmesi,mutsuz anlarında teselli edecek kişiler olmaması demek.


Gelin olmak demek;Onlarla aynı memleketten değilsen,sen bizden değilsin damgası yemek demek.


Gelin olmak demek;Yapmak istemediğin şeyleri yapmak demek.


Gelin olmak demek;Eşinin aklına herşeyi senin sokman demek.


Gelin olmak demek;Kuman var demek.Sen öyle görmesende ne diyeceğini bilemesende kıskanan bir kadın var ortada sonuçta.


Benimkiler böyle.Sizin için ne demek gelin olmak?

17 Nisan 2012 Salı

DUYGULARIMIZLA OYNADILAR





Son 10 gündür tatlı bir koşuşturmaca içindeydik.Bir mucizeydi bizim için ev almak.Hayali bile okadar imkansızdı ki.Ev sahibimiz evi satıcam dediğinde garip bir gerginlik yaşadık.Mutlaka almalıydık bu evi.Ev 15 yıllık ama yeri çok güzel geleceği parlaktı.Böyle bir evin hayalini bile kuramazdık.Bulduk buluşturduk.Yüklü miktarda kredinin altına imza attık.Canla başla çalışıp ödicektik.Bir  sürü hayal kurduk.Evin içine yapacağımız değişiklikleri saatlerce konuştuk eşimle.Benimde evim olcak mıydı Allahım diye ağlayıp duruyordum.Hemen kurban adağımı kestircektim.Herşey mükemmel gitti ta ki tapuya kadar.İş bi tapuya gelmiştiki satıcı vazgeçti.Akrabaları sorun çıkarmış.Hayallerimizle oynandı durup dururken.Hiç aklımızda yokken aklımıza bir fikir sokuldu ve sonra elimizden alındı.Çocuğun eline şeker verip geri almak gibi.Hiç anlamıyorum tutarsız insanları.Bu evde artık benim gözyaşlarım var.Hayrınıda görme inşallah.

16 Nisan 2012 Pazartesi

EVİMİZ OLACAK MI?


Kaç sene hayali bile çooook uzaklarda olan evimiz olsun inşallah

 Kulaklarımı diktim gelecek haberleri bekliyorum
 Ailem ,arkadaşlarımda bekliyorlar merakla
 Kem gözlerden Allah herkesi korusun
 Allahım adaklar adadım büyüksün
Olursa böyle oynarım:))
 Ağzım kapanmaz artık:))

15 Nisan 2012 Pazar

BEKLEDİM DE GELMEDİN


Dün misafirimiz gelcekti sözde.Sabahtan akşama kadar tek başıma uğraştım.Ama gelemeyeceğini söyleyince yorgunluktan uyuya kalmışım.Yaptıklarım ise;poğaça,biber dolması,muzlu jöleli muhallebi,patates yatağında yoğurt:))

14 Nisan 2012 Cumartesi

ŞIP ŞIP ÇIKARTMALI BOYAMALAR

 Haftasonları evde sıkılan çocuklara çok zevkli çıkartmalı boyama kitabı.D&R larda 3 lira.Biz orman hayvanları aldık  çokda güzel vakit geçirdik.Devamını da alcaz sırada böcekler var.

13 Nisan 2012 Cuma

MÜKEMMEL KADIN



Mükemmel kadın 
Herşeyi eksiksiz yapıp başkaları için yaşayıp mükemmel olacağını sanan kadındır bu kadın.
Öncelikle kocasının herşeyini düşünen iyi bir eş,çocuğunun gerekirse ödevini yapan bir anne.
Karşımızdakini görevlerini biz yaparsak hayatını dahada kolaylaştırdığını sanırız.Halbuki herşeyi biz yaparsak onlara yapacak birşey kalmaz.


Böyle çok kadın var.Benim de kaynanam böyle.Mükemmel değil yalnış anlaşılmasın:)Köle ruhlu diyorum ben böyle kadınlara.Çocuklarını bakkala ekmek almaya,karpuz seçmeye göndermez.Ben bir kere anne sen otur eşim için o gitsin dedim.Aman efendim o gidermiş.Onlar iyi ekmek seçemezmiş.Biraz da oğlu yorulmasın diye.Oğlu dediğimde otuz beşini geçmiş.Her işi yapar başkalarının işleri de dahil.Kimseye güvenmez herşeyi kendisinin daha mükemmel yapacağını düşünür.(gelin olarak süper bir durum bu tabiki.Kendi yapar bütün işleri:))
Sonra en ufak bir vefasızlıkta (ona göre vefasızlık)ben bunları haketmiyorum deyip mutsuz olur.
Bu kadınlar yaşar en çok hayal kırıklığını.Çünkü kendilerine değer vermez başkaları için yaşarlar.En çok aldatılan,terk edilen bu kadınlardır.Benim neyim eksikti;eksik olan  şey, karşısındakine paylaşım duygusunu yaşatmamışlardır.
Hayatından vazgeçmek;gereksiz fedakarlık,saçlarını süpürge etmek takdir edilmez.Görevin olur artık senin.
Mükemmel olmaya çalışırsanız mutsuz bir köle olursunuz.Mükemmel insan olmaz, insan kusurlu olur.

12 Nisan 2012 Perşembe

VAROLMAYAN ÜLKE





Anne olalı henüz 14 ay oldu ama anneliğin bir rekabet kurumu olduğunu anlamama yetti bu süre. Mesela, yanımdan geçen bir diğer bebekli annenin yan gözle Ege’yi incelemesinin altında genellikle ‘Ay maşallah çok şeker’ düşüncesi değil, kafadan hızla yapılan bir boy x kilo x ay karşılaştırması olduğunu biliyorum artık. Biliyorum çünkü aynı şeyi ben de yapıyorum.
‘Bebeğimi hastanede kucağıma verdikleri milisaniyede ışık hızıyla ona aşık oldum!’ diyenlerin aslında ‘O kadar çok bu lafları duydum ki, ben de söylemezsem duygusuzun teki durumuna düşerim’ diye düşündüklerini, bu yüzden üzüldüklerini biliyorum.
‘Lohusalıkta ben bulutların üzerindeydim, diğerleri amma abartıyorlar’ diyenlerin lohusalığının malesef hala sürmekte olduğunu da biliyorum. Seslerinin titremesinden anlıyorum.
‘Bizimki maşallah akşam 8 dedin mi uyuyor, sabah 9da kalkıyor’ diyenlerin gözlerinin altındaki morlukları görmezden gelip bir ‘Maşallah’ da ben diyorum.
Çocuğun ateşi çıkarsa ne yapılacak, iki salise sonra ne yiyecek, saç hangi fırçayla taranır, konak nasıl şey olur, tırnakları nasıl şeyedilir çok bilen güvenli annelerin aslında içlerinden gizlice panik atak geçirdiklerini de anlamış bulunuyorum.
En önemlisi, bütün bunların o Allahın cezası ‘Kutsal Anne İllüzyonu’ndan kaynaklandığını biliyorum. Bu Kutsal Annelik denen meret aynı Amerikan rüyası gibi bir şey. Aslında yok ama olduğuna ve bazılarının buna ulaştığına inanmamız için birileri elinden geleni yapıyor. Sanki çocuğunu dört dörtlük yetiştiren, hiçbir şeyini eksik etmeyen, sevgi dolu, fedakar, pamuk annelerin yaşadığı bir Kutsal Anne Ülkesi var ve eğer çocuğunuz yemek yemeyip geceleri de uyumuyorsa size oranın vizesini vermiyorlar. Ancak çocuğunun organik meyvesini saatinde yedirip, günlük Mozart dinletisini yaptırıp, 6 aylıkken okuma yazmayı söktüren ve bunları yaparken kıyafetlerinin hiç kirlenmemesini beceren anneler bu ülkeye girmek için başvuruda bulunabiliyor. Reklamcıların, anneannelerin, kayınvalidelerin ve komşuların oluşturduğu bilirkişi heyeti eğer başvuruyu onaylarsa, ikamet izni alınabiliyor. ‘Sıkıldım, bıktım, bunaldım, yoruldum, baydım, yetti be!’ derseniz sizi çocuğunu ihmal eden kötü ve çirkin annelerin yaşadığı Anti Kutsal ülkesine yolluyorlar. Hele bir de hamilelikteki kiloları hala veremediyseniz, ceza olarak Ebru Şallı ile zorunlu pilates derslerine giriyorsunuz.
Iyi de, bütün bunları kim uyduruyor? Kim ne zaman nerede nasıl ikna etti herkesi anneliğin aslında nasıl bir şey olması gerektiğine? Deterjan reklamlarındaki o ideal kadınlar nerede yaşıyorlar, hangi ülkenin hangi banliyösünde ikamet ediyorlar gürbüz çocukları ve müstakil evleriyle? İnternetteki anne-bebe bloglarındaki kadınlar nasıl her şeyi biliyorlar, doğduklarından beri anneler mi? Çocuğunuz olunca çocuklarla ilgili her şeyden anlamak kanun hükmünde kararname ile zorunlu hale mi getirildi? Çocuğu olan köşe yazarlarının hayatı nasıl oluyor da bu kadar mükemmel olabiliyor? Onların çocukları nasıl bu kadar ‘özel’ olabiliyor? Neden bunları okuyunca insan ‘ben nerede yanlış yapıyorum?’ duygusundan kurtulamıyor? Neden başka bir anne çocuğu uyumadığı halde uyuduğunu söylüyor? Bir çocuğun uyku uyumaması ya da yemek yememesi ne zamandan beri saklanacak bir şey haline geldi? Bu ‘Kutsal Anne İllüzyonu’na layık olabilmek için her birimizin bu kadar çırpınması yetmedi mi? Kutsal, fedakar, cenneti ayaklarının altına paspas yapmış olmak nasıl bir yük koyuveriyor kadınların sırtına, kimse fark etmedi mi?
Yemeyip yedirmek, giymeyip giydirmek, gençliğini feda etmek, saçını süpürge etmek laflarını ilk kim nerede çıkardı. Bunlar kimin başının altından çıktıysa, o kişiyle tanışmak istiyorum.
Canım gözaltları mor, kafası uykusuzluktan bulanmış, vücüdu yorgun düşmüş anneler. Gelin biz kapısını aşındırıp durduğumuz Kutsal Anne Ülkesi’ni unutup kendi ülkemizi kuralım. Sarsak, sakar, uykulu, fazla kilolu, saç boyasının dibi gelmiş, her şeyden anlamayan, bazen çok sıkılan ve isyan eden bütün annelerin vizesiz, sorgusuz sualsiz girdiği bir ülke olsun burası. Yemeklerin altının yandığı, çamaşırların yıkanmayı unuttuğu ve işyerindeki o çok önemli toplanıya herkesin saçında bebek kusmuğuyla katıldığı bir ülke. Eğlenmenin derli toplu olmaktan daha kıymetli olduğu, Baby Mozart cd’sinin bulunmadığı, çamaşır suyu ve leke çıkarıcıların satılmadığı, parklarda köpek sevmenin serbest olduğu, uykusuzlukla yanlış dosyanın yanlış insanlara mail atıldığı, kıyafetlerin üzerinde sebze çorbası lekelerinin olduğu, kimsenin kendisini kimseyle kıyaslamadığı bir ülke. Çocuklarını kusursuzlukla değil, sevgiyle yetiştiren, kutsal değil sıradan annelerin yaşadığı ve birbirini yargılamadığı bir ülke. Anayasasının ilk maddesinde ‘Hata yapmak da anneliğe dahil’ yazan bir ülke.
Olmaz mı?
Banu Kiremitçi BozkurtFreelance Yazar

10 Nisan 2012 Salı

BABALAR DİKKAT





YENİ DOĞUM YAPMIŞ EŞİNİZE SÖYLENMİYECEKLER


1. Yemek yok mu?


Kafana kakalı bez gelmeden kaçsan iyi olur:))Yada böyle bir soru 

soracağına mutfağa girişsen, hee onuda beceremiyorsan dışardan 

yiyelim karıcım desen bütün bonusları toplarsın.



2. Bu bebek neden ağlıyor?



Çimdikliyorum sürekli ondan.Beynimin kazan gibi olmasından ve 

sürekli aynı sesi duymaktan büyük bir keyif alıyorum.

Kimbilir belki de 

babasına çekmiş laftan anlamıyordur.Armut dibine düşer neticede.



3. Neden ağlıyorsun?


Doğum yapmış olmamdan kaynaklı hormonlarım alt üst olmuş 

olabilir.Belkide desteğe yada bir şey sormadan sarılmaya 

ihtiyacım var.


4. Ama ben bütün gün çalıştım


Allah allah.Ben ne yaptım canım?Keyif mi yaptım akşama kadar?


Üstelik senin mesain bitti.Bi de emeğinin karşılığını nakit 


olarak alabiliyorsun.Benim mesaim 24 saat.Henüz bir karşılığıda 


yok.Hiçbir zaman da olmıcak.

5. Galiba altını değiştirmek gerekiyor


Öyle mi?İyi oldu söylediğin hiç farketmemiştim.


6. Beni ihmal ediyorsun…


Ayy canım canım.Ben ister miyim seni ihmal etmek.Ama görüyorsunki 


bir insan yetiştirmem gerek.Kaliteli eğitimli bir insan.Belki 


zaman zaman kendimi bile unutacağım.Ama zamanı gelince 


şaheserimle gurur duyacağım.Şu süreç geçsin döncem ben sana.


7. Bebek aç mı kalıyor yoksa?


Sende mi Brütüs?







ÇEK Bİ ÇAY




Sizde ailece demlik demlik çay içenlerden misiniz?Çaysız muhabbet olmaz  diyenlerden mi?Ben çayı çok severim.Ama tek başıma  iki bardaktan fazla içemem.Çay muhabbettir bana göre.Benim ailemde kahvaltı masası kalkmaz uzun süre.Çay içmeye devam ederiz muhabbet eşliğinde.Eşimle evlenince çok garip gelmişti.Kimse çay içmiyor.Çevresindekilerde öyle.İçen olursa sallama çay.Ablasına bir gün emrivaki yapmıştı eşim.Yarına kahvaltıya sizdeyiz diye.Kahvaltı masası hazırdı gittiğimizde.Siz edin kahvaltınızı biz ettik dediler ve kalktılar.Eeee amaç kahvaltı hazırlatmak değildiki?Muhabbetti.Ama olmuyor benim gördüğüm kadarıyla.Uzayıp gidecek kahvaltılar çay eşliğinde.Bayramlarda 8 yıldır eşimin ailesi ile Eskişehirdeyim.Uzakta oldukları için gidiyoruz.En çok özlediğimde ailemle bayram kahvaltıları.Bütün ailenin bir arada olduğu bayram sabahları.Eşimin ailesinde öyle bir şey yok.Herkes kahvaltısını ya ayrı ayrı yada beraber eder kalkar.Çayla ilgili bir video var.Amerikalı bir yazarın biz Türkler'in çay sevgisi hakkında tıklanma rekorları kıran konuşması;

9 Nisan 2012 Pazartesi

MİM:)





Biricit beni mimlemiş.Sağolsun varolsun diyor geçiyoruz sorulara

1) Yemek olsam ne yemeği olurdum?


Kesin kebap yada iskender olurdum.


2) Müzik aleti olsam hangisi olurdum?


Davul olurdum :))


3) Araba olsam hangisi olurdum?


mini cooper.


4) Aylardan hangisi olurdum?


haziran olurdum.O ayda doğduğum için.


5) Ayakkabı olsam hangisi olurdum?


Çok yüksek topuklu bir ayakkabı olurdum.Her babayiğitin harcı değil giymek:)


6) Kıyafet olsam hangisi olurdum?


Çiçekli yazlık bir elbise cıvıl cıvıl


7) Renk olsam hangisi olurdum?
mavi


8) Hayvan olsam hangisi olurdum?


Kuğu:))


9) Şu an okuduğum kitabın 137. sayfasında neler var?


üç kadın üç pırlanta;Su yokmu?Biraz su için cinayet işleyebilirim




mimlenenler;missmarmelat,renklikuslaherseytadinda,birincisin,fulyanna 
nilayın dünyası,sırra kalem

Şiddet Gören Kadınlar için "Kadın Sığınma Evleri" yapılacağına, Şiddet Yapan Erkekler İçin "HAYVAN BARINAKLARI" yapılsın.







- Metin Yıldız, Adli Tıp'tan alınan darp raporuna rağmen eşinin sinir krizi geçirerek kendisine zarar verdiğini savunmuştu, Elvan Yıldız'sa işin iç yüzünü anlattı.- Eşinin altı aydır 20 yaşında bir sevgilisi olduğunu belirten Elvan Yıldız, kavganın bu yüzden çıktığını söyledi.- Yıldız, olay gecesi eşinin kendisine "Ben o kızla yaşayacağım, ev tuttuk. Bunu kaldırabilir misin?" diye sorduğunu, kendisinin de "Bu saatten sonra sonsuza kadar evlenmem ama senin de evlenmene izin vermem. Kızım için yuvamızı kurtaralım" dediğini anlattı.- Sözlü saldırıya maruz kaldığını, olayın ardından kavgaya dönüştüğünü söyleyen Elvan Yıldız, "Birkaç tane tokat yedim. Yere düştüm ve daha sonra arkası geldi. Adli Tıp vücudumda çürükler tespit etti. Benim asıl kalbim mosmor ama boşanmayacağım.

Çünkü onu seviyorum" dedi.kaynak



 Bu kadınları anlamıyorum.Evet bende bir kadınım ama bazı hemcinslerimi gerçekten anlayamamakla beraber hemcins olmaktan utanıyorum.Sevgiyi,aşkı ne zannediyorlar merak ediyorum.İnsan kendisini aldatan, üstüne birde şiddet uygulayan biri için nasıl hala seviyorum der?Bu nasıl bir psikopatlıktır?Gurursuzlukta değil daha da ötesi.Anlam veremiyorum.Adam seni istemiyor sen hala seviyorum diyorsun.Böyle sevgi mi olur? Bir de çocuk var.İnsan çocuğunu düşünür.Böyle adamdan koca da olmaz,baba da olmaz.Allahım sen akıl fikir ver!

oğlumdan inciler









ben: kötü rüya görüyormusun
oğlum:evet canavarlar aslanlar kaplanlar
ben:güzel rüyalar görüyormusun ne görüyorsun
oğlum:evet annemi


oğlum:Seni öyle çok seviyorum ki, kamyonlar kadar.


babası ben ve oğlum oyun oynuyoruz.ben prensesim:))eşim ejderha.Oğlumda kahraman.Beni ejderhadan kurtarıyor ve bağırıyor:bırak onu kız benim:)))

8 Nisan 2012 Pazar

BU NASIL BİR AŞKTIR?


Kanuni Sultan Süleyman’ın kızı Mihrimah Sultan on yedisine bastığında, iki kişi onunla evlenmek ister.

Mihrimah, yani Mihrü Mah, Farsca’da “Güneş ve Ay” anlamına gelir. Kızla evlenmek isteyenlerin biri Diyarbakır Valisi Rüstem Paşa diğeriy
se Mimar Sinan’dır.

Padişah kızını Rüstem Paşa’ya verir.

Koca Sinan evlidir, ellisindedir ve de Mihrimah Sultan’a deliler gibi aşıktır!
Gerçi sevdiğine kavuşamamıştır ama, aşkını, olanca güzelliğiyle sanatına yansıtmıştır.

Üsküdar’a, Saray’ın isteğiyle elbet, 1540 yılında Mihrimah Sultan Camii’nin temelini atar ve 1548’de bitirir.

Camiyi yaparken, eserine sanki “etekleri yerleri süpüren bir kadının” dış çizgilerini verir.

Derken, ilk kez padişah fermanı olmaksızın, Edirnekapı’da, pek kimselerin uğramadığı ıssız ama İstanbul’un en yüksek tepelerinden birine, ikinci bir eser yapmaya koyulur Mihrimah Sultan’a.

Cami küçücüktür.

Minaresi otuz sekiz metredir, bir adet incecik kubbesi üzerindeyse yüz 61 pencere, camiin iç güzeliğini aydınlatır.

İçerdeki sarkıtlar ve minare kenarlarındaki işlemeler Mihrimah Sultan’ın topuklarını döven saçlarını anımsatır insana.

İşte, aşka adanmış iki eser.

Şimdi, gidin Edirnekapı ve Üsküdar’daki camileri aynı anda görebileceğiniz bi yer seçin ve 21 Mart’ta, yani geceyle gündüzün eşit olduğu günde seyreyleyin.

Unutmadan, 21 Mart Mihrimah Sultan’ın doğum günüdür.

Göreceğiniz manzaraysa şudur;

Edirnekapı camiinin tek minaresi ardından tepsi gibi kıpkırmızı güneş batarken, Üsküdar’daki camiinin ardından ay doğar!

Mihrü Mah eşittir Güneş ve Ay.
Bu nasıl akıllara ziyan bir hesaplamadır; nasıl bir güzellik anlayışıdır 







kaynak

6 Nisan 2012 Cuma

HANGİ OJE YAKIŞMAZKİ KIZ BANA

ojelerle oynamayı seviyorum.Bunlarda acemice yaptıklarım:)

SİZ İNSANMISINIZ?


Sokak köpeğinin üzerine kızgın yağ attılar



Kastamonu da 6 yavrusu olan bir sokak köpeğinin, sokak ortasında üzerine kızgın yağ dökülmesi hayvanseverler ve yetkilileri harekete geçirdi.
Yaklaşık 45 gün önce 6 yavru dünyaya getiren ve mahallede yaşayanların 'köpük' adını verdiği sokak köpeği, kendini bilmez kişi ya da kişiler tarafından üzerine kızgın yağ dökülerek dağlandı. Vücudunun çeşitli yerlerinin yanı sıra yavrularını beslediği memeleri de yanan talihsiz köpeğin durumunu gören hayvanseverler, köpeğe ve yavrularına sahip çıktı.
 Siz insansanız ben utanıyorum insan olmaktan.Bu nasıl bir caniliktir?Nasıl insanım diye dolaşabiliyorsunuz?


Rabbim der ki; hayvanlar benim sessiz kullarımdır, şimdi zulme susuyorlar ama hesap günü konuşacaklar!
(HZ MEVLANA)






ERKEKTE NE ARARSIN?



Bir erkekte aradığınız özellikler ne diye sorsalar (kim neden soracaksa)hiç şüphesiz pratik zeka derim.Herkes karşısındakinde ne eksikse onu ister belkide.Benim kocam da zerre kadar yok maalesef.Belkide çok çektiğim için bu konudan bana cazip geliyor.Tesisat bozulur tesisatçı bulurum.Bir lamba patlasın krize girerim.Çünkü başlıcak dırdır konuşmaya.Nasıl olcak kim yapcak.Tamirci ben bulurum.Yalnış anlaşılmasın ben böyle alıştırmadım.Böyle bu adam.Değişemez de imkanı yok.Şartlar böyle olunca da mecburen taşın altına siz elinizi sokuyorsunuz.Geçen de arkadaşlarla yolda giderken arabanın benzini bitti.Kocası gitti benzin getirdi iki dakkada.Dedim bu bizim başımıza gelse benzinide benzinciyide bulan ben olurdum:))Herkesin farklı özellikleri var.Erkekler kadınlar ayrı.Erkekten beklenenler olmayınca iş yine kadının omuzlarında.Yada biz çok şey bekliyoruz erkeklerden.Ben klasik beklenen şeyleri bulamadım maalesef.Tabi bazı erkeklerde olmayan şeylerde yok değil.Hep dediğim gibi eksiler artıları götürmeyecek.Allah dağına göre kar veriyor.Yada mucizeyi kadınlar yaratıyor.

5 Nisan 2012 Perşembe

KÖPEKÇİLİK OYNAYALIM MI?



Oğlum hasta ve herşey çok zor.
-Köpekçilik oynayalım(yerde köpek taklidi yapmak).
-Arabalarla oynayalım.
-Saklambaç oynayalım.
-Sen aslan ol ben kaplan.
-Kitap oku.
-Kucağına al
-Yanıma yat
-Çorba getir,sosis getir vb.
Erkek çocuğun varsa köpekçilik oynıcaksın.Kadın ruhuna ters bir kere köpekçilik ve arabalarla oynamak.Ne güzel evcilik oynardık.Bir de şimdiki çocuklar neden kendi başlarına oynamıyorlar?Legoları getir demesen oynayacağı yok.Bizle kim oynuyorduki zamanında?

MELEĞİM HASTA OLDU





Oğlum hasta iki gündür.Bademcikleri şişti.Kusmuk ve kaka temizliyorum.Ateşi baya yükselince doktora götürdüm.5 iğne verdi yaa.İkisini yaptırdım.Ama ne zorluklarla.Altına çişini yaptı korkudan.Hemşirelere canımı acıttınız diye nasıl bağırıyor.İlaç yakıyor birde.3 tane daha var.Napıcağımı bilmiyorum.Allah hastalara şifa versin.Çocuklar hastalanmasın,analar kahrolmasın.

3 Nisan 2012 Salı

KADINLAR DEĞERİNİZİ BİLİN!




1. Unutma! Sen değerlisin.Çalışsan da çalışmasan da... Ünlü olsan da olmasan da... O erkek seni istese de istemese de... Sen sen olduğun için bi'tanesin.

2. Kadın olmanın tadını çıkartmalısın.Biraz şefkat, biraz anaçlık, biraz dişilik, biraz seksilik, bolca zeka ve altıncı his... Sen şahanesin! 

MUTLULUK SENİN İÇİNDE 

3. Göbeğin çıktı diye, 36 bedenden çok uzaksın diye, saçların o reklamlardaki kız gibi dalgalanmıyor diye eksik değilsin.

4. Kendine güvenin en büyük silahındır ve o en derinlerinden gelen ışıl ışıl gülümsemen tabii ki.

5. Biliyorum adettendir ama sonuca varamadığın, sadece bünyeni hırpaladığın o konuyu 50 kere konuşmana, tartışmana gerek yok.Olmuyorsa, üstünü çizip devam etmelisin.

6. Yaptıklarından suçluluk duyarak vakit kaybetmemelisin.Yapamadıklarını listeleyip isteklerini gözden geçirmek suretiyle adımlar atarsan daha mutlu olabilirsin.

7. Hiçbir evlilik, hiçbir olması gerek şov, sana öğretilmiş hiçbir mecburiyet alın yazın değildir.Kocan tek çıkışın, hayat zaferin değildir.

8. Uzaklarda arama sakın; en büyük mutluluk sendedir.

9. Aşkından gebersen de sınırlarını bilmelisin. Sınır neresidir? Sana saygısızlık yaptığı yerdir. Buna asla izin verme.

10. Sen kendine ne değer biçersen, sen kendine nasıl davranırsan; herkes sana öyle davranır. Asla ama asla kendini küçümseme. 

HERKESE 'SEVGİLİM' DEME 

11. Evde oturup derdine yanma.Kaderini birine, bir kuruma, bir konuma bağlama.Kaderin senin ellerinde, bunu sakın atlama!

12. Eski sevgili adı üstünde 'eski'dir...Senin yeni dünyanı bulandırmasına izin verme.

13. Yeniden seveceksin, çok da sevileceksin. Kimse son değil, bunu bileceksin.

14. Dünyanın kanunu bu; düşündüğünü çekersin. Allah rızası için kurup durma, senaryolar yazma!

15. Sevgilini çok sevmelisin. Öyle herkese 'sevgili' dememelisin.Fakaaat çok sevmen demek, kendini ayaklar altına alman demek değildir. Bir kadın gerekirse, severken de gidebilir değil mi? 


HER ŞEYİN ŞIK OLSUN 

16. Her şeyin şık olsun. Ruhun, bedenin, kıyafetin, sevişin, terk

 edişin, dostluğun, sevgililiğin... Kadınlık şıklık demektir.

17. Başka kadınları kafana takmaktan vazgeç! Onlar sen olamaz, sen de onlar... Her kadın kendine özeldir, her kadın dibine kadar özeldir.

18. Kız arkadaşların önemlidir, en kıymetlilerindir ama onları seçmeyi bileceksin. Kadın kadının kurdudur, bir kenara not edeceksin.Sadece kötü gününde değil, başarında, mutluluğunda da yanında olan, yüreğini ortaya koyan arkadaşlarından asla vazgeçmeyeceksin.

19. Erkekler çocuktur. Nokta!Çocuğunu hem sevecek hem kızacak, icap ederse küsecek, cezasını vereceksin. 


SEN ÖZELSİN BUNU UNUTMA! 

20. Seni bırakıp gidebilenin arkasından gözyaşı dökmeyeceksin.Aramazsa aramasın be!

21. Sevginin, aşkın ne demek olduğunu anlamayan bir adamın vizesini keseceksin.

22. Sen renklisin, sen beceriklisin, sen erkeğin mutlu olma sebebisin, sen başlangıçsın, sen sonsun...Mecbursun, bunu fark edeceksin!

23. Her şey bir karar vermene bakar. Sabır bazen gerekli, bazen gereksizdir. Ayrımı yapabilmelisin.

24. Yapamayacağın şey yok.Gidemeyeceğin yer yok. Sana kapalı olabilecek kapı yok! Şu an silkelenip kendine geleceksin!

25. Tekrar söylüyorum, kafana kazı istiyorum; SEN ÖZELSİN, SEN Bİ'TANESİN, ÖNCE KENDİ DEĞERİNİ BİLECEKSİN!!!!



2 Nisan 2012 Pazartesi

MUCİZEYİ KADINLAR YARATIR

Erkek gibi olmaya çalışmak bir kadının israfıdır.


 Kate Reddy kariyerinin zirvesinde, 9 farklı ülkenin işlerini yürüten bir finans uzmanıdır. Evli ve iki çocuk annesi olan Kate evin geçimini, çocuklarının bakımını üstlenmiştir. Fakat geceleri uyuyamadığını, sürekli evde ve işte yapması gerekenleri kafasında kurduğunu fark edince, kendisine çok yüklendiğini, ne kadar koşuştursa dahi güzel şeyleri yaşamak için geç kaldığını anlar.

Günümüz dünyasında çalışan modern annelerin, ev-iş-özel hayat üçgeninde bölünmesini mizahi bir dille ele alan komedinin başrollerini Sex and the City' nin yıldızı, Sarah Jessica Parker, Greg Kinnear, Pierce Brosnan paylaşıyor.



Film, “Çocuk da yaparım, kariyer de” sloganıyla bilinen bu görüşü savunmasına rağmen, bunun mevcut sistemde pek de mümkün olmadığını gösteriyor aslında.Geriye ise kadınlar için mucize yaratmaktan başka seçenek kalmıyor!..

1 Nisan 2012 Pazar

BÖYLE PASTA OLUR MU?

İnsanın böyle dostları olması ne güzel.Cumartesi akşamı kızlar partisi yaptık.Pasta yapan dostlarım bizleri büyük ve nefis bir pastada figürlemişler.Hepimiz bayıldık.Gerçekten çok zor ve çok zahmetli.Aşağıda görünen de benim.Elimde kahvem yanımda ojelerim ve bilgisayarım.Mükemmel olmuş.Teşekkür ediyorum dostlarıma.




Bu da pastanın tamamı.Özel günleriniz de siparişleriniz için buraya