28 Mart 2012 Çarşamba

KIŞA ELVEDA TATLISI



Böyle kafama göre isimler veriyorum yaptığım tatlılara.Çok basit bir tatlı.Eşim meyveli bir tatlı deyince hazırda jöle varken yapayım dedim.Kardeşim yapar sık sık bu tatlıyı.Altına hazır sakızlı muhallebi yaptım.Üstüne de kivileri doğradım.Onun üstünede kivili jöle olduda bitti.Hafif baymayan bir tatlı.Her meyveyle yapılabilir.Görüntüsüde çok hoş oldu.sevgiler.

27 Mart 2012 Salı

DOSTUM DOSTUM





“Aynı dili konuşanlar değil, aynı duyguyu paylaşanlar anlaşabilir”.

Bukowski


Sizinde aynı duyguları paylaştığınız dostunuz var mı?Dostunuz diyorum çünkü ya bir tane olur yada hiç  olmaz .Ben şanslı azınlıktan biriyim.
Dostluğumuz taa lise sıralarında başladı.On yedi yıl olmuş.Hayat bir şekilde benzer şeyleri yaşattı bize.Belki de bu yüzden en iyi O anladı beni.Görüştüğümüz her an terapi gibi.Hayatın bütün dertleri,sıkıntıları uçar gider onunla konuşunca.Asla yargılamaz farklıda düşünse.Bu bloğu açmamda onun fikri.
Dost dediğin hep bir adım ileriye taşıcak seni.Yargılamıcak üzmicek.Hayatına anlam katıcak.

Dost kişinin kendindeki eksikliğidir.Öyle bir tamamlıyorki eksik yanlarımı,beni tam yapıyor.

Yüzümden düşen bin parçayı toplayıp,
 
yerine kocaman bir tebessüm yerleştirmeyi

başaran bir dostum var hayatımda ! Ne mutlu bana...







JÖLELİ MEYVELER



MALZEMELER: 
2 büyük portakal 
1 adet kivili ve muzlu jöle
kivi
muz

YAPILIŞI

Portakalların kabukları temizleyin
içine meyveleri küp küp kesin
jöleleri tarife göre hazırlayıp üstüne dökün.2 saat buzdolabında bekletin.sonra afiyetle yiyin garii.

26 Mart 2012 Pazartesi

KUNDAKÇI


Aptal değilsiniz.
Kusursuz anne diye bir şey olmadığını biliyorsunuz.
Diğer pek çok kitap size olduğunu söyleyecektir ama bu kitap size yalan söylemeyecek.
Zayıftım ve ihanet ettim ve cezalandırıldım ama Tanrım bütün bunlar sırasında çocuğumu sevdim.
Sevgi hiçbir zaman yıkılmamak ve size yaptıkları şeylerden daha güçlü olduğunuz anlamına gelir. Bunun doğru olduğunu biliyorum; çünkü yangını yaşadım ve ben sevginin hayatta kalabildiğinin kanıtıyım.
Kusursuz bir anne değilim ama size kusursuz gerçeği anlatacağım çünkü burada siz ve ben konuşuyoruz.
Bu benim hikâyem.


Çok beğenerek okuduğum bir kitap.Tavsiye ederim.


24 Mart 2012 Cumartesi

KADIN GİBİ DAVRAN ERKEK GİBİ DÜŞÜN






İşte aradığım gibi biri!” demeden önce okumanız gereken tek kitap. Yazarı mı?… O bir ilişki uzmanı değil, Amerika’nın en ünlü stand-upçısı Steve Harvey. Dinleyicilerinden gelen binlerce “Çilek Mektup”tan sonra; ilişkiler, aşk, kadınlar ve erkekler üzerine hem eğlenceli, hem de oldukça gerçekçi önerilerle çıktı karşımıza.
Steve Harvey açık yüreklilikle, “İlişkilerde şimdiye kadar kullandığınız oyun kitabının modası geçti,” diyor. İşte size oyunu kazandıracak bazı ipuçları:
- Erkeğin ilişkiyi ne kadar ciddiye aldığını anlamak için sormanız gereken beş soru
- Erkeklerin gerçekte gereksinim duyduğu üç şey
- Eşinizin ana kuzusu olup olmadığını anlamanın yolları ve çözümleri o Erkekleri aldatmaya zorlayan nedenler ve bunu önlemek için yapmanız gerekenler
- Erkeklerin istediğiniz gibi davranmasını sağlayacak tüm gizli, ama basit sırlar

Kadınların hepsinin bildiği ama bir türlü  başaramadığı davranışları erkek gözüyle ele alan bir kitap.Eğlenceli bir solukta okuncak bir kitap

23 Mart 2012 Cuma

Pratik bilgilerim



Öksürük:Oğlumun bağışıklık sistemi çok zayıf.Arada bir özellikle geceleri öksürük krizine girer.Doktor alerjik bronşit dedi.O öksürükki gece ne uyutur ne nefes aldırır.Benim yöntemim bilinen  bir yöntem aslında ama anında kesiyor;
Bir siyah turbun suyunu sıkarım.içine bir kaşık bal,bir kaşık z.yağ,bir kaşık limon suyu koyar karıştırırım.Bir kaşık içiririm oğluma.İşe yaramadığı olmadı hiç.


Egzama:Egzamada çok çekmiş biri olarak(bakınız) en işe yarayan tarif ibrahim saraçoğlunun beyaz dut kürü olduğunu söyleyebilirim.


Saçlarda kepek:Son durulama suyuna elma sirkesi katıyorum hem kepekler gidiyor hemde saç parlıyor.Üstelik bu elma sirkesi mucize gibi işe yaramadığı yer yok.Yüzdeki lekeleri azaltıp yüzede parlaklık veriyor.Zayıflamayada etkisi var.


Sigaranın zararlı etkilerine karşı:Birincisi C vitamini almak. çünkü sigara vücuttaki C vitaminini öldürüyor.İkinciside sarımsak yemek.Ben sarımsağı hap gibi yutuyorum.Böylece kötü de kokmuyor.


Saçlara bakım:Saçlarım için lavanta yağı,badem yağı, gliserin karıştırdım.Yumuşatıyor dökülmesi azalıyor.Üstelik parlaklık veriyor.


Yağ yakıcı çayım:1elma,1tatlı kaşığı top karabiber,1 tatlı kaşığı karanfil,1 adet kabuk tarçın,1 adet limon.Bunları tencereye koyup kaynatıp yemeklerden sonra içiyorum.Tatlı isteğimi azalttı.

21 Mart 2012 Çarşamba

MUCİZEM





Bebeğimiz olsun  diye karar verdiğimizde evliliğimiz üç senesini dolduruyordu.Her kadının anne olma zamanı var.Burnumun direği sızlıyordu onun kokusunu içime çekiyordum.Aslında çocuklara bayılan bir tip değildim ta ki zamanım gelene kadar.O sıralar bir yandan rejim yapıyor bir yandan evde ip atlıyordum.Ama bunun nelere sebep olcağından tabiki habersizdim.Bir sabah eşim işe gitmeden önce sancılandım.Bir yandan kusuyor bir yandan da kasıklarımda acayip sancı hissediyor duramıyordum.Apar topar acile gittik.Ordan oraya gönderdiler.Bir sürü test yaptılar.Sonunda kadın doğumcunun odasındaydım.Dediklerini idrak edemiyordum.Almamız lazım gibi birşeyler diyordu.Eşimde şimdi mi diyordu?Çikolata kisti varmış ve patlamak üzereymiş.Acil ameliyat.Günlerden cumartesi.Ben doktora pazartesi gelsem olmaz mı diyorum.O da trafik kazası geçirmiş birine pazartesi gel denir mi diyerek bir güzel fırçaladı beni.Allahım ilk defa ameliyat olcaktım.Hemde hiç bir bilgim yoktu hastalığım hakkında.Üstelik anam babam yoktu yanımda.Onlarda beni kahvaltıya bekliyorlardı.Hemen beni ameliyat için hazırlamaya başladılar.Ne güzel oje sürmüştüm  bir önceki akşam onu da sildiler:)))Bu sırada annemi aradım.Anne yeetişin beni ameliyata alıyorlar.Ne ne oldu diyene kadar beni ameliyata aldılar.Onları göremedim maalesef.Geldiklerinde odadaki yatağın altında ayakkabılarımı görüp gözyaşlarına boğulmuşlar.Ameliyattan çıkarıldığımda tabi açamıyorum gözlerimi annem geldimi diye sayıklamışım.İyice kopmuşlar.Sonra doktor geldi ama ben hala flu görüyorum tam idrak edemiyorum herşeyi.Bir şey gösteriyorlar anlamıyorum ama kötü bir şey olduğunu hissediyorum.Meğerse sol yumurtalığımıda almışlar.Doktor artık tüp bebekle bebeğin olur dedi.Sevgili kaynanam ogüne kadar çocuk lafı etmeyen kaynanam ne yani şimdi senin çocuğun olmıcakmı diye sorgulamaya başladı.Hadi artık çocuk yapında  
sevelim diye tutturdu.Çocuk olduktan sonra ki dehşet anlarını düşünmek  bile istemiyorum.Hazirandı ameliyat olduğumda artık çocuk olmaması fikrine alışmıştım istediğimde gitmişti.Daha farklı hayaller cazip gelmeye başladı.İşte ev alalım,araba alalım,dünyayı gezelim.Bi yandan da denemeye devam ediyorduk.Bir arkadaşım iş bulmuştu maaşıda süperdi.Dedik bu ay yapmayalım iş olursa süper olur.Ne oldu?O ay hamile kaldım aylardan nisan.Tek yumurtalıkla oğluma hamile kaldım.İşte bu yüzden o benim mucizem.Allah tüm isteyenlere nasip etsin kimsenin kucağını boş bırakmasın.

20 Mart 2012 Salı

BİZİM ZAMANIMIZDA

Bizim zamanımızda (yani bu 90 lı yıllar oluyor) teknoloji bu kadar ileride değildi.Babam bizim zamanımızda diye cümleler kurunca sinir olurduk.Bizim zamanımızda diye cümleler kurmaya başladığıma göre yaş kemale eriyor demekki.:))


Televizyon çocukluğumda tek kanaldı.Sonra diğer kanalların açılışına şahit olduk.Sonra radyolar açıldı.





Teyibimiz vardı.Kaset alırdık sevdiğimiz şarkıcıların.İllaki bir şarkıcıya aşıktık.






İşte o güzel yıllarda cep telefonumuz yoktu.Ev telefonu çalınca babam evdeyse panik yapardık.Acaba arayan sevgilimiz mi diye?




Mektup vardı.Mektup yazardık.Tebrik kartları vardı.Biriktirirdik onları.Beğendiklerimizi bayramlarda yollardık.



Çok arkadaşımız vardı.Üstelik hiçbiri sanal değildi.Birlikte okula gider eve dönüncede akşam ezanına kadar ya top oynardık yada lastik,seksek oynardık.Pedegoğa,psikoloğa hiç ihtiyaç yoktu.





Çizgi filmlerimiz vardı.Ama her gün yoktu.Sadece haftada bir gün.

Banyoda değil leğende yıkanırdık




Herşey kısıtlıydı.Teknoloji yoktu.Ama arkadaşlar fazlaydı.İnsanlar,komşular fazlaydı.Şimdiki çocuklar her imkanınız var.Teknolojik açıdan her imkana sahipsiniz.Ama bizim kadar mutlu değilsiniz.Maalesef olamıcaksınız.

18 Mart 2012 Pazar

"Cute Blog Award" (sevimli blog ödülü)

hem mim hem ödül
1.Bloğundan ödül aldığın kişiye teşekkür et, onu linkle göster.
---Sevgili BİRİCİT bana bu ödülü layık görmüş huzurlarınızda kendisine teşekkürlerimi iletiyorum.Linki BURDA
2.Cevaplanacak soruları cevapla.
---Hemen
3.En favori makyaj malzemen?
---eyeliner,fondoten

4.2011'in en sevdiğin trendi? 
---doğallıktan yanayım.Trend falan anlamam beğendiğim şeyi giyerim.
5.En sevdiğin tatlı?
---künefeee
6.Favori rengin?
---siyah ve mor
7.İsmin?
---söylemem
8.En son dinlediğin şarkı?
---hakkında herşeyi bilmek istiyorum-nil
9.Kediler mi köpekler mi?
---kediye nankör diyoruz.kediler rızkın allahtan geldiğini bildiği için kimseye boyun eğmezler.köpekler sadıktır ama sahipleri olmayınca aç kalacağını sanırlar.niçin kedilerin bildiğini bilmeyen insanlar var halen anlamış değilim.
10.Daha önce blogunda söylemediğin bir şey söyle.
---Depresyonumu,üzüntümü silip süpürdünüz.
11.başka bloglara da bu ödülden ver.


     uzun ince kıvırcık
        kelebeğin gözünden
 mimlendiniz ve ödüllendirildiniz efendim.

17 Mart 2012 Cumartesi

ANNELERİ DELİ EDEN CÜMLELER








1. İnce giydirmişsin, üşüyüp hasta olacak.

2. Sebze yediriyor musun? Düzenli besleniyor mu?

3. Bağırmadan/kızmadan önce sakince konuşmayı denesen…

4. Sen hala doğurmadın mı?

5. Uyumuyor mu?

6. Emziği hala bırakmadı mı?

7. Sen bunu kucağa çok alıştırmışsın.


8. Bir şey yedirmedin mi sen buna?

9. Hala bezleniyor mu?

10.Çocuk o çocuk.

11.Nazar değmiştir (çocuk yaramazlık yapınca)


12.Sütün yetmiyor.


13.İkinciyide yap hemen kardeşsiz olmaz.


14.Hamileyken çok kilo aldın ama bebeği besleyememişsin, kendin beslenmişsin.

Bu liste uzayıp gider.Biz kadınlar nedense birbirimize destek olmaya çalışmak yerine köstek oluruz.Oysa bizide zamanında bu sorular delirtmiştir.

Aradım aradım bu posta hangi resmi koysam diye en sonunda kendi resmimi koymak aklıma geldi:))İşte benimde delirdiğim zamanlar. Oğlumun bebekliğinde çekildi.

16 Mart 2012 Cuma

ELBİSELERİM

 Yeşil rengine bayılıyorum.Bu elbiseyi limangodan 20 liraya almıştım.Göğüs ve omuz kısmındaki zincirse mükemmel bir hava katmış.
 Bu elbiseyide trenyoldan 25 e almıştım

 bunuda yine internetten hangi site hatırlamıyorum 20 liraya almıştım taytın üstüne süper oluyor
Buda abiye elbisem.

oyuncak müzesi





İstanbul Oyuncak Müzesi hakkında kısa bilgi:
Sunay Akın 6 yaşında ailesi ile birlikte İstanbul’a yapmış olduğu bir seyahatte Arkeoloji Müzesi’ni ziyaret eder. Bu geziden o kadar etkilenir ki müzeciliği oyunlarına katar ve en çok sevdiği oyun haline gelir. Ancak diğer çocuklar pek ilgi göstermediklerinden oyunu hep kısa sürer. Oyuncak müzesi fikrinin temelleri ise şairin, 15 yıl önce Almanya’nın Nürnberg kentine yapmış olduğu seyahatine uzanıyor. İlk kez o zaman böyle bir müzeyle karşılaşan Sunay Akın, kendini oyuncaklardan saatlerce alamadığını itiraf ediyor. Akın daha sonra gittiği tüm ülkelerde oyuncak müzesi aramaya başlar ve bu gezilerin sonunda gelişmiş her ülkenin mutlaka oyuncak müzesi olduğunu ve teknolojik açıdan kendini geliştiren ülkelerin oyuncak sanayisinde lider olmayı başardıklarını fark eder. Şair o müzeleri gezerken şunları düşünür “Hayal etmenin ve düş kurmanın tarihi var. Bu tarih o müzelerde yaşatılıyor. Türkiye’de de böyle bir müze olmalı ve hayaller korunmalıydı.” Müzedeki oyuncakların sayısı ve çeşidi konusunda sınır bulunmamaktadır. Oyuncak müzesinden içeri adımınızı attığınız anda sizi masalsı bir dünya beklemektedir. Evcilik oynadığınız bebeğiniz, kuşun askerleriniz, metal arabalarınız, çocukluğunuz, anılarınız… sizleri bekliyor. Müze 5 kattan oluşmaktadır. Konferans salonunun bulunduğu en alt katta kendinizi bir denizaltının içinde bulacaksınız, çayınızı kahvenizi yudumlayacağınız cafede ise kendinizi bir oyuncağın içinde hissedeceksiniz. Girdiğiniz her odada farklı bir macera yaşayacak ve çocukluk dostlarınızla karşılaşacaksınız.
Ziyaret günleri: Pazartesi günü hariç, haftanın her günü ziyarete açık.
Adres: Ömer Paşa Cad. Dr. Zeki Zeren Sok. No:17 Göztepe / Kadıköy

bilgilere buradan ulaşabilirsiniz.

15 Mart 2012 Perşembe

oğlum ve ben

bu oğlum 

                                                             buda ben:))

14 Mart 2012 Çarşamba

SEVDİĞİM SÖZLER







Hayatta neden zevk 
alırsan; ya kanun dışıdır, ya ahlak dışıdır, ya da şişmanlatır


En iyi erkek ölü erkektir.. En azından nerde yattığını bilirsin..:) 



Sen her şeyin en iyisini hak ediyorsun..bu yüzden benimle olmanı istedim :) 

sevmiyorum kendimi.. sevemem ki öyle herkesin sevdiği şeyi.. 


Kurbağadan olma bir Prens'in canı eninde sonunda sinek çeker..:) 

Külkedisi ne yapsın kendisini sadece ayak numarasından tanıyabilen bir salağı

Bir genç kız 24 yaşına kadar hayatının erkeğine rastlamadıysa, dünyada ondan talihli insan yoktur

Hiçbir kadın aynı erkekle 50 yıl evli kalamaz. 25 yıl sonra, o artık aynı erkek değildir

Bir kadının 'memnun oldum' dediği tek yer, tanışma faslıdır."

Bir erkekle evlenmek uzun suredir vitrinde gözünüze takılmış bir şeyi satın almaya benzer. Çok hoşunuza gider, ama eve gelir gelmez evdeki hiçbir şeye uymadığını fark edersiniz

Bim'in 1 liralık mantısının etli çıkacağına inandıysam, senden de adam olacağına inanmama şaşırma 

Kadın HİSSETTİĞİ kilodadır... Tartı fazla gösterirse "TARTI BOZUK ", elbise dar gelirse "KALIBI KÜÇÜK", arkadaşı kilo almışsın derse de "FESATTIR"!!!! 

-söz 'KESMEK'
-kına 'YAKMAK'
-nikah 'KIYMAK'
-evLiLik değiL katLiam yapıLıyor sanki :) 

‎10 cm topukluyla koşabilen bi varlığa, sen neyin imkansızlığından bahsediyosun. 




HİÇ UÇURTMA MÜZESİ GÖRDÜNÜZ MÜ?





Oğlumun okulu götürdü çocukları.Her ay bir müze yada farklı bir etkinlik yapılıyor okulda.Ayrıca ülkemizin ilk ve tek uçurtma müzesi Üsküdar'da.
Müze ve Atölye hafta içi 10:00 – 17:00 arası açık. Müzeyi ziyaretçiler ücretsiz gezebiliyorlar. Atölyede kendi uçurtmasını yapmak isteyenlerden ise malzeme ücreti alınıyor. Müzeyi uçurtma meraklılarına ve özellikle çocuklarıyla birlikte faaliyet yapmak isteyen ebeveynlere tavsiye ediyorum. Çocuğunuzla geçireceğiniz eğlenceli bir gün sizi bekliyor.Ayrıntılara ulaşmak için burdan

13 Mart 2012 Salı

MUHTEŞEM PASTALAR



Bu muhteşem pastaları arkadaşlarım yapıyor.Her türlü siparişiniz için
 maviada83@hotmail.com veya
buraya tık tık

oğlumdan inciler

ben: oğlum giyinmemekte ısrar edince tükendim artık diye kızıyorum


oğlum:anne dinozorların nesli tükenmiştir:))


yolda oyuncağını açmaya çalışınca evde açarız oğlum dedim
oda :siz açarsınızda ben size güvenmiyorum.:))

12 Mart 2012 Pazartesi

KADINLAR ARASINDAKİ KÜÇÜK YALANLAR



Ay, sen şişman değilsin ayol balık etlisin!
Kilo sana çok yakışıyor şekerim boşver!
Rahatsızlık ne demek şekerim, iyiki geldiniz.
Ay, lütfen biraz daha oturun!
Bu elbise çok güzel olmuş.
Ay ne zahmet ettiniz!
Ben de şimdi tam seni arıyordum.
Ocakta yemeğim var.
Trip yapmıyorum.
Saçların çok güzel olmuş.


Varmı baska :)







KAYNAK

9 Mart 2012 Cuma

GRATİS KAÇAMAĞI :)))


Kadınlar günü dolayısıyla bir çok kozmetik firması yüzde elli indirim yaptı.Çok düşkün olmasamda gratisten çıkamayacağımı sandım.Yinede ucuz kurtuldum:))
max factor ilk defa alıyorum ama çok beğendim iz bırakmıyor cilde ağırlık vermiyor.fiyatı %50 indirimliydi.

rol-on da indirimdeydi.yanınada küçük  deodorant hediyesi vardı 

8 Mart 2012 Perşembe

Bu gecede ben Babasını satsam





MESELA diyorum; bu gece bir DELİLİK yapsam..!

Bıraksam MUTFAKTA biriken bulaşık
ları,
Çeksem arkamdan kapıyı,
KADIN başıma gitsem bir meyhaneyi dağıtsam..!

FONDA bir masa,
Arkada Sezen'in şarkıları çalsa;
Ben AĞLASAM...
Şişenin dibine dibine vursam..!

MESELA diyorum;
Sokaklardan bütün ERKEKLERİ kovsam,
Bu gecelik evlerinde otursalar..
Korkmadan dolaşsam bütün şehri,
Kimse DOKUNMASA bana,
Bir sandalda sabahlasam...!

Alabildiğince KADIN,
Alabildiğince ÖZGÜR olsam.
Küfür etsem ağız dolusu, utanmasam;
Şehre isyanımı haykırsam.

Kim bilir kaç kere satılmıştır, bu dünyanın ANASI...!
MESELA diyorum;
Bu gecede ben BABASINI satsam..


kaynak

7 Mart 2012 Çarşamba

anneler ve kızları







Annem açık görüşlü,bütün komşu kızlarının annesinden gizlediği sırlarını dinleyen anlayan bir kadın.İlkokuldan terk.Ama benden çok kitap okumuştur.Güncel olayları benden daha çok bilen hergün gazete okuyan,her konuda fikri olan üç kız çocuğunun annesi.Bundan 20-25 sene önce kızlarına pantolon giydiren ,kızlar pantolon giyer mi söylemlerine takılmayan,kızlarının erkek arkadaşlarını (sinir olsada bir daha anlatmazlar diye düşünüp) dinleyen anne.Eşiyle boşanmayı düşünsede kızlarım evinden telli duvaklı çıksın diye erkeksiz, desteksiz evini çekip çeviren anne.Böyle annenin kendisiyle konuşamayan kızı.Konuşamıyorum onu üzmekten ölesiye korkuyorum.Dün birlikte sinemaya gittik.Hani bazen akacak kan damarda durmaz misali birikmişse içinizde bazı şeyler sözler öyle bir çıkarki ağzınızdan şaşar kalırsınız.Benimde öyle çıktı sözler dudaklarımdan.İçim rahatladı bir o kadar da sıkıldı.İçimde annemi üzmüş olmanın tarifsiz sıkıntısı.Bugün geldi ama fazla konuşamadık.Çok çok üzülmüş.Dün  az daha araba çarpıyormuş ona.Dondum bişi diyemedim ama gidince gözyaşlarımı tutamadım.Hala tam olarak konuşamadım.(Konuşacaklarım annemin doğumda beni  yalnız bırakması hakkında).Konuşamadan anneme bişey olsaydı ben nasıl yaşıcaktım.Allah böyle acıyı kimseye vermesin.Vakit varken konuşun sevdiğinizi söyleyin yarın çok geç olabilir.


banada bu yazıyı yazan magnet almış:((( 
Anneler çocuklarının bazen ellerinden ama daima kalplerinden tutarlar.

6 Mart 2012 Salı

pembeli kurabiye






Malzemeler:
  • 150 gr. tereyağı (oda ısısında)
  • 1 su bardağı şeker pudra şekeri karışımı
  • 4 yemek kaşığı sıvıyağ
  • 1 adet yumurta
  • yaklaşık 2 buçuk su bardağı un
  • 1 paket vanilya
  • 1 çimdik tuz
  • 1 silme tatlı kaşığından biraz az karbonat
  •  kırmızı gıda boyası
  • tepsi büyüklüğünde fırın kağıdı veya streç naylon


    Yapılışı:
    1. Terayağını şekerle birlikte kabarana kadar mikserle çırpın.
    2. Sıvıyağı ilave edip tekrar karışana kadar çırpın.
    3. Yumurtayı ekleyip karıştırın.
    4. Unu karbonat, tuz ve vanila ile birlikte tereyağlı karışıma eleyip tahta kaşıkla veya elinizle karıştırın.
    5. Hamuru ikiye ayırıp birine gıda boyası ekleyin

    6. Her iki hamuruda ele yapışmayacak, çok sert olmayan bir kıvamda olması için gerekirse az un ilave edip hafif yoğurun.
    7. Hamurları buzdolabında 10 dakika dinlendirin.
    8. Sade hamuru hafif unlu tezgahta önce elinizle dikdörtgen şekil verip sonra merdane ile 1cm den az kalınlıkta dikdörtgen olarak açın. Çok fazla büyütmeyin, şekil alması zorlaşabilir.
    9. Gerekirse bir spatula yardımı ile dikkatlice açtığınız hamuru fırın kağıdına veya streç naylona aktarın.
    10. kırmızı hamuruda yine yeterince (çok değil) unlu tezgahta aynı şekil ve büyüklükte açıp diğer hamurun üzerine koyun.
    11. Kısa kenardan başlayarak fırın kağıdı yardımıyla hamuru düzgün rulo yapın. İsterseniz ruloyu yuvarlayarak biraz daha uzun hale getirip daha fazla kurabiye elde edebilirsiniz.
    12. Fırın kağıdının kenarlarını burup paketleyin ve buzlukta 1-2 saat daha rahat kesilmesi için bekletin.
    13. Sertleşmiş, rahat kesilebilen hamuru alıp düz ve geniş bir bıçakla yarım cm den fazla kalınlıkta kesip hafif yağlanmıış tepsiye dizin.
    14. Isıtılmış 165C dereceli fırında kabarıp altı hafif kızarana kadar pişirin.
    15. Fırından alıp 1 dakika sonra spatula ile tercihen tel ızgaraya aktarıp soğumaya bırakın.


5 Mart 2012 Pazartesi

UTANIYORUZ

Çok bir şey değil; yeminine bağlı doktor istiyoruz. Sözüne sadık devlet adamı istiyoruz.


 İnsana saygılı 

polis istiyoruz. Hastanede, hapishanede, karakolda, okulda itilip kakılmamak, insan gibi 

muamele 

görmek 

istiyoruz. Cinayetlerin failleri meçhul kalmasın, içeri düşen "sonum geldi" sanmasın, 

aklına esen 

mahremi­yetimizden içeri dalmasın istiyoruz. Kimseye bekaret hesabı vermeden, 

düşündüğümüz için 

yargılanmadan yazdığımız için öldürülmeden, sevdiğimiz için kötülenmeden yaşamak 

istiyoruz. 

Cezaevinde öldürdüğü­nüz çocuklarımızın hiç olmazsa cenazesini omuzlama hakkı 

istiyoruz. Kayıp 

çocuklarımızın izini bulmak is­tiyoruz. Kimsesizler mezarlığında ölmek değil, bu ül­kede

 adam gibi 

yaşamak istiyoruz.


21. yüzyıla halâ bunları isteyerek girmekten utanıyo­ruz.



Siz yaptıklarınızdan utanmıyorsunuz.



Biz, sizden utanıyoruz...

can dündar

4 Mart 2012 Pazar

biz hep rengâ rengârenk


Zebra kek tarifine kırmızı gıda boyasınıda ekleyince böyle hoş bir görüntü oldu.Ya rengarenk kek  dicem,yada   
depresyona elveda keki:)))

3 Mart 2012 Cumartesi

Çok Şanslı Bir Kadınım



Evde iş bölümü
Bu konuda şanslı kadınlardanım.Çalışırken eşim çok yardımcı olurdu.Hatta öyleki kahvaltıma kadar hazırlardı işe giderken.Kendisi öğretmen olduğu için yazları boş haliyle.Bizde yazın evlendik.O evde ben işte:))Bi de ilk maaşı ben aldım para bırakıyorum eve:))Sabah kaldırıyor eşim kahvaltı hazır.Durağa kadar da bırakıyor üstelik.Akşama doğru yemek ne yapim diye arıyor.Pazara gitmekten nefret ederim.Pazarada gidiyodu.Erkek olmanın nimetlerinden yararladım bir süre.))Dedim bu işte bir gariplik var.Böyle olmamalıydı.Yoksa evlilik böyle bir şey mi diye hayaller kurmaya başlamıştım.Allahım dedim insanın hayal bile edemiyeceği evlilik bu.Hep işte ben çalışayım biri bana hizmet etsin diye dua etmiştim dualarım kabul oldu:)))Tabi bide bunun erkek olması ekstra bir  nimet.İş yerindeki erkekler acayip yadırgıyorlardı tabi bu durumu.Akşama ne yemek var diye sorup dalga geçiyorlardı.Onlara göre kadınların çalışması da yalnıştı ya neyse.Tabi eşim işe başlayınca saltanatım biraz olsun bitti.Yine yardım etti tabi eskisi gibi olamadı.Bir kaç sene sonra ben işten çıkınca bana kaldı her şey:((( Çocuk olunca oda anne oldu  nerdeyse benim gibi.Senin psikolojin iyi olcakki biz iyi olalım derdi her zaman.Tabi öğleden sonra işten gelmesinin de etkisi büyük.Yapmasa yapmazdı yine tabiki.Oğlum doğduktan sonra zor günler yaşadım.İşten gelince ,sen çık dışarı gez gel der beni evden yollardı. Allah razı olsun.Bazen ben yorgunluktan uyuya kalırdım koltukta.Bi kalkardım ,çocuğu uyutmuş, kahve yapmış beni çağırıyor.Allah daha ne isterim.Hakkını ödeyemem bu açıdan.Öyle erkekler varki hiç halden anlamıyorlar.Akşama kadar perişan oluyorsun, çocukla, ev işiyle gene ne yaptın oturmaktan başka diyorlar.Hayat müşterek.Tabiki benim eşim bir istisna .Böyle başka erkek var mıdır bilmiyorum.Ben bu açıdan çok şanslı bir kadınım.Hepimizin eksileri var.Önemli olan eksiler artıları götürmesin.

ANNE MUTLU HERKES MUTLU.

2 Mart 2012 Cuma

AŞK AÇLIKTAN DEĞİL,TOKLUKTAN ÖLÜR



Son zamanlarda kadın erkek ilişkileri arasında giderek yaygınlaşan ilişki problemleri her iki tarafa da zarar verebiliyor. İyi niyetli yapılan hataların sonuçları ilişkide geri dönüşü olmayan krizlere sebep olabiliyor. Yanlış uyguladığımız tavsiyeler de işin içine girince kadınlar da erkekler de özel ilişkilerinde ne yapması gerektiği konusunda kararsızlığa ve çıkmaza düşebiliyor



Aşırı İlgi İlişkiye Zarar Verir: İlişkide bir tarafın diğer tarafa aşırı düşkünlüğü zannettiğimiz gibi “Ne kadar ilgi gösterirsem o kadar ilişkimiz yoluna girer” “Her istediğini yaparsam o memnun olur, memnun olması da ilişkimizi düzeltir” sonucunu vermiyor. Vazgeçemeyecek kadar bağımlı olmak her iki tarafı da, ilişkiyi de yıpratıyor.

Dengeyi Yakalayın: Onunla birlikte vakit geçirin ancak kendi uğraşlarınızı da koruyun. Onsuz kalmaktan korkunuz varsa bu bağımlılığın işaretidir. Bağımlılıktan kurtulmak için onunla birlikte olma isteğinizi kontrol edin aşırılığa gitmemeye dikkat edin.

Sürekli Teklif Eden Taraf Olmaktan Sakının: Talep eden olmak iticidir. İnsanlar kendisinden beklenildiği için bir şey yapmaktan hoşlanmazlar; Kendisi istediği için yapmaktan hoşlanırlar. O yüzden ilişkide karşınızdaki insandan
beklentilerinizi düşürün ve sürekli isteyen ve teklif eden tarafta olmaktan sakının.

Şikayet Etmekten Sakının: Şikayet etmek iticidir. Sürekli şikayet eden ve yakınan kişi farkında olmadan etrafındakileri kendisinden uzaklaştırıyordur ve ilişkideki etkisini azaltıyordur. Karşınızdaki kişi ilişkide sizin her istediğinizi yapmak zorunda değil, beklentilerinizi düşürün ve şikayetten sakının.
İlişkide karşı tarafın kusurlarını ayıplarını her kavgada veya memnuniyetsizlikte ortaya dökmek kimsenin hoşuna gitmez. Bundan sakının.

Albenilerinizi Artırın: Örneğin; Marifetlerinizi geliştirin, giyiminize, temizliğinize özen gösterin, spor yapın, uğraşlar edinin, meşguliyetleriniz olsun, çalışın. İticiliklerinizi azaltın; Kilo verin, harcamalarınızı azaltın, sigarayı bırakın, küfürden ve kavgacı olmaktan sakının.

Pasifleşin: Sürekli sizin aktivite teklif ediyor olmanız, arıyor olmanız, mesaj çekiyor olmanız karşınızdakini uzaklaştırır. Aramalarınızı, mesajlarınızı bir miktar azaltın; onun da sizi araması için bir miktar pasifleşin.

Ve unutmayın bir insanla daha mutlu olduğunuz için birlikte olursunuz tek başınıza mutsuz olduğunuz için değil…

GÜZEL KADIN+GÜZEL KADIN DÜŞMAN:)))



ALINTIDIR.

UYKU TERÖRÜ






Uyku terörü anne ve babalar için yıpratıcıdır. Anne baba hiçbir şey yapamıyor olmak nedeniyle endişeli ve korkuludurlar. 


Uyku Terörü ya da Gece Terörü olarak adlandırılan durum çocuklarda özellikle 3-4 yaşlarında sık olarak görülür. Genellikle uykuya daldıktan bir süre sonra oluşan şiddetli ve 45 dakikaya kadar panik nöbeti halindedir. Çocuk çığlıklar atarak uykusundan uyanır, yatağında oturur veya ayağa kalkar. Korku içindedir, şaşkındır, üstündekileri çıkarmak, yastıkları fırlatıp atmak gibi amaçsız hareketler yapar. Bağırır, ağlar anlamsız sesler çıkarır veya konuşur. Kaçma gibi korkulu davranışlar gözlenir. Çocuk uyandırılamaz. Söylenenleri anlamaz, sorulara yanıt vermez, anneyi babayı tanımaz, sakinleştirilemez. Etrafındaki kişileri tanımıyor, duymuyordur. Uyandırılmaya, sakinleştirilmeye çalışılsa da başarılı olunmaz. Taşikardi (çarpıntı), hızlı soluk alıp verme, terleme görülür. Uyku terörü bittiğinde çocuk çok kolay bir şeklide uykuya geri döner. 
Uyku terörü tıbbi olarak tehlikeli değildir. Anne baba nöbet sırasında çocuğun yaralanmasını önlemek dışında çocukla fazla temas etmemeye çalışmalıdır. Çocuğu yatıştırmaya çalışmak atakların daha da kötüleşmesine sebep olur. Sakin bir şekilde gözlemlemek yeterli olur. Yaralanmasının ve bir kazaya uğramasının engellemek için evde önlemler almak gerekir.
Bu ataklar sık olarak ortaya çıkıyorsa, çocuğun gece korku ve rüyalarına neden olabilecek gündüz olayları dikkatle gözden geçirilmelidir. Gün içersinde yaşanılan endişe, korku, kaygı gibi olaylar bunların zemininde yer alabilir. Bunun yanında dikkat çekmeyen başka olaylar da ruhsal olarak çocuğu etkilemiş olabilir.
Uyku terörü anne ve babalar için yıpratıcıdır. Anne baba hiçbir şey yapamıyor olmak nedeniyle endişeli ve korkuludurlar. Anne Babanın nöbetler sırasında çocuğun yanında olması yeterlidir. Çocuk kendiliğinden sakinleşecek ve uyandığında bu nöbeti hiç hatırlamayacaktır.
Çocukta atağın ne zaman başladığı, hangi saatlerde başladığı veya uyuduktan ne kadar sonra başladığı konularında bir uyku günlüğü tutmak ve tipik olarak nöbetin başlayacağı düşünülen saatlerin hemen öncesinde çocuğu düzenli olarak uyandırmak yararlı olabilir. 
Uyku terörü sorunu olan çocukların %3’ünde bu durum her gece meydana gelir, %50’sinin ailesinde de görüldüğü için genetik geçişli olduğu düşünülür. Dramatik bir tablo olmasına rağmen psikiyatrik bir bozuklukla ilişkisi saptanamamıştır. Genellikle ilaç vermekten kaçınılması önerilir.
Eğer nöbetler sabaha karşı oluşuyorsa ve havale veya epilepsi krizi geçiren bir kişide olduğu gibi kasılmalar varsa epilepsi kuşkusu ile EEG çektirilmesi gerekir.

Uyurgezerlikle yakından ilişkisi bulunmaktadır. Her iki bozuklukta benzer EEG bulguları saptanır ve çoğu çocuğun ailesinde de iki bozukluktan biri bulunur. Nadiren ileri yaşlara kadar devam eder.
Dr.Ruhi Çakır